Akut kalp yetersizliği ile kardiyoloji yoğun bakım ünitesine yatan hastaların klinik ve demografik özelliklerinin incelenmesi

Yükleniyor...
Küçük Resim

Tarih

2009

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

AKY ile kardiyoloji yoğun bakımına yatan hastaların klinik ve demografik özelliklerinin incelenmesini amaçladık. Materyal-Metod: Çalışmamıza AKY'ye ait sistemik veya pulmoner konjesyon bulguları olan, sistolik veya diyastolik kalp yetersizliği objektif verilerle gösterilmiş 150 hasta alındı. KY tanısı şüpheli olan hastalar çalışmaya alınmadı. Cinsiyetler arası, yeni gelişen AKY ya da kronik zeminde ADKY hastalarda ve sistolik fonksiyon bozukluğu olan ya da olmayan hastalar arasında klinik özellikleri karşılaştırıldı. İstatistiksel analizler SPSS 15.0 analiz programı ile yapıldı. Sürekli değişkenler ortalama±standart sapma şeklinde ifade edildi. Gruplar arasında sürekli değişkenler ile ilgili farklılıkların varlığı student t testi ile kategorik değişkenler arasında farklılık olup olmadığı ise Ki-kare testi ile araştırıldı. 0,05'in altındaki p değerleri istatistiksel bakımdan anlamlı olarak değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya AKY semptom ve bulgularıyla başvuran 78'i erkek 72'si kadın toplam 150 hasta alındı. Çalışmaya alınan hastaların yaş ortalaması 67±12 idi. Kadınların VKİ erkeklere göre daha yüksekti. HT altta yatan en sık temel kardiyovasküler risk faktörü (%57,3) olarak tespit edildi. HT sıklığı kadınlarda erkeklere oranla daha yüksek idi. DM sıklığı kadınlarda daha yüksek olma eğilimindeydi, ancak bu fark istatiksel anlamlılığa ulaşmadı. Sigara kullanım oranı erkeklerde daha yüksek idi. Eşlik eden kalp hastalıkları bakımından değerlendirme yapıldığında yapısal kapak hastalığı ve AF kadınlarda, KAH ve Mİ öyküsünün ise erkeklerde daha sık görüldüğü tespit edildi. Ortalama SVEF kadınlarda erkeklere göre anlamlı derecede daha fazla, sistolik fonsiyon bozukluğu (EF<%45) daha az olarak saptandı.Yüksek ventrikül cevaplı AF'nin ve yapısal kapak hastalığının tetiklediği AKY olguları kadınlarda daha fazla idi. Erkeklerde kronik zeminde ADKY ile başvuran olgu oranı, yeni gelişen KY'ye göre anlamlı derecede yüksek oranda izlendi. Yeni gelişen KY ile başvuran hastalarda SVEF ortalaması kronik zeminde ADKY olgularına göre daha yüksekti. Her iki grup arasında risk faktörleri karşılaştırıldığında KAH , Mİ öyküsü ve KOAH sıklıkları kronik zeminde ADKY grubunda anlamlı düzeyde yüksek izlendi. Presipite edici faktörler yönünden değerlendirme yapıldığında AKS ve iskemik MY'ye ikincil gelişen AKY oranlarının yeni gelişen KY grubunda , infeksiyona ikincil gelişen AKY oranlarının kronik zeminde ADKY grubunda anlamlı derecede yüksek olduğu görülmüştür Çalışmaya alınan hastalardan 112'sinde sistolik foksiyon bozukluğu (SFB) 38'inde ise korunmuş EF (KEF) tespit edildi. Risk faktörleri ve altta yatan hastalıklar değerlendirildiğinde HT sıklığının KEF'li hasta grubunda, KAH'ın ise SFB'li hasta grubunda yüksek olduğu saptandı. Tetikleyici faktörlere bakıldığında AF'nin ve yapısal kapak hastalığının tetiklediği AKY oranlarının KEF' li hasta grubunda daha yüksek olduğu tespit edildi. Sonuç: AKY ile başvuran hastaların klinik özelliklerinin cinsiyete, sistolik fonksiyonların korunup korunmamasına veya başvuru şeklinin yeni gelişen veya kronik zeminde olup olmamasına bağlı olarak önemli farklılıklar gösterdiğini tespit ettik. Bu değişikliklerin genel olarak AKY ile ilgili yapılan geniş ölçekli epidemiyolojik veriler ile paralellik gösterdiği sonucuna vardık. Bu veriler doğrultusunda AKY nedeni ile yoğun bakıma başvuran hastaların değerlendirilmesi ve tedavileri hastaların demografik ve klinik özellikleri göz önünde bulundurularak yapılmalıdır.
We aimed to evaluate clinical and demographic features of the patients with AHF admitted to the coronary care unit. Materials and methods: 150 patients with systemic or pulmonary congestive signs due to AHF were enrolled to the study. The patients with suspicious heart failure signs were not included to the study. Gender difference, new onset or ADHF patients in the chronic stage and patients with systolic disfonction or without any contractile dysfonction were compared. Statystical analysis were performed using SPSS 15.0 version. Continuous variables were expressed as medians ± SD (standart deviation). Differences between groups were assessed using the ?2 test for categorical variables and Student t test for continuous variables. A p value of less than 0.05 was considered statistically significant. Results: 150 patient ( 78 men, 72 women) with AHF symptoms were enrolled to the study. The mean age of the patients was 67 ± 12. Womens? BMI were high than men. HT was determined as a major cardiovascular risk factor in 57.3% patients. Incidence of HT was high in women compared to men. DM frequency was high tendence in women, but this difference was not statustically significant. Percentage of the smoking use was high in men. Comorbide cardiac conditions, such as structural heart diseases and AF were high in women, CAD and MI history were more often in men. Mean LVEF was high in women than in men and systolic dysfonction (EF < %45) was rare (low) in women. Triggered HF cases due to high ventricle response AF and structural heart disease were more than in men. New onset HF cases in men were high than ADHF in chronic ground. Compared the the risk factors between two groups, CAD, MI history and COPD frequances were significantly high in ADHF in the chronic ground groups. The ratio of the precipitating factors causing to HF (especially ischemic MR and ACS) were high in denovo group, infectious diseases causing to HF were high in ADHF in the chronic ground group. 112 patients enrolled to the study were determined systolic dysfonction and in 38 patient preserved EF (PEF). In evaluating the risk factors and comorbide diseases; HT frequance was high in PEF group, CAD ferquances were high in sistolic dysfonction group. Regarding to the triggering factors AHF ratio triggering by AF and structural heart disease was high in PEF group than the systolic dysfonction. Conclusion: The clinical feature of the patients admitted with AHF was different in denovo HF or in ADHF in chronic ground group according to gender, preserved systolic function and admission form. These variables were detected analogous like the large randomized epidemiologic studies in AHF. According to these data the assesment and treatment of the AHF patients admitted to the intensive unit might be take into account of the patients? demographic and clinic features.

Açıklama

Anahtar Kelimeler

Kardiyoloji, Cardiology

Kaynak

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

Sayı

Künye

Şahin, S. (2009). Akut kalp yetersizliği ile kardiyoloji yoğun bakım ünitesine yatan hastaların klinik ve demografik özelliklerinin incelenmesi. Selçuk Üniversitesi, Yayımlanmış tıpta uzmanlık tezi, Konya.