Yazar "Çöl, Ramazan" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 14 / 14
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Ankara Keçilerinde Rasyona Çinko İlavesinin Plazma ve Eri?trosi?t Membranı Bazı Lipid Parametreleri? Üzeri?ne Etki?leri?(Selçuk Üniversitesi, 1999) Keskin, Ercan; Durgun, Zafer; Çöl, Ramazan; Dönmez, Nurcan; İpek, HüdaiIn the study, healthy and adult, 12 Angora goats were used. The animals were divided equally into two groups Group 1 (Control) and Group 2 (Zn Group) were fed ad libitum with a basal ration and the basal ration supplemented with 250 ppm Zn for 3 months. In the Zn group, plasma Zn levels were found to be significantly (P < 0.05) hig- her than those in the Control group at the all sampling times. While plasma Cholesterol level in the Zn group were found to be higher than Control group during the study, the difference in the month 3 was important (P < 0.05) Plasma HDL-C(High density Lipoprotein Cholesterol) levels did not show any differences between groups during the study Plasma phospholipid levels of Zn group were significantly (P < 0.05) higher than in Control group in the month 2. 3. Ho- wever Erythrocyte membrane phospholipid levels were generally higher in Zn group as compared with Control group and the difference lonely in the month 2 was important (P<0.05) On the other hand, erythrocyte membrane cho- lesterol levels were found to be slightly higher in the Zn group unless different from those in Control group. Consequently, the Zn supplementation in Angora goats seems striking in respect of the changes in plasma and eryt hrocyte membrane lipid fractions, because of the important roles of phospholipids and cholesterol on dynamics and structure of these cells.Öğe Aspi?ri?n ve Sarımsak Veri?len Deneysel Hiperkolesterolemi?li? Tavşanlarda Bazı Elektrokardi?yografi?k Parametreler(Selçuk Üniversitesi, 1999) Keskin, Ercan; Durgun, Zafer; Çöl, RamazanIn the study, the effects of aspirin and garlic powder supplementation on some electrocardiographic pa- rameters in hypercholesterolaemic rabbits were investigated. Although the plasma cholesterol-rich ration for 4 weeks significantly (p < 0.05) increased as compared with the control group, the plasma cholesterol levels in the group supplemented with garlic powder was found to be significantly lower than in both the group received the cholesterol-rich ration alone and the group fed the ration with aspirin (p < 0.05) The heart rates in the control group (252.7) and in the groups supplemented with garlic (286.0), aspirin (271.7) and lonely cholesterol (276.3) were not significantly dif ferent from each other. The duration and voltages of P. QRS and T waves measured in lead II and the durations of P Q and Q-T intervals in the same lead showed no significant difference between groups. It was not also determined any changes in respect of the shape and position of the waves in all leads of the treatments as compared those in the control group.Öğe Bakırın kuzularda bazı biyokimyasal parametrelere etkisi(2003) Şen, İsmail; Keskin, Ercan; Ok, Mahmut; İpek, Hüdai; Çöl, RamazanBu çalışmada, Akkaraman kuzularda bakır yetersizliğinin ve rasyona bakır ilavesinin bazı biyokimyasal parametreler üzerine etkileri araştırılmıştır. Çalışmada materyal olarak sağlıklı, yaklaşık 3 aylık ve canlı ağırlıkları ortalama 16-18 kg olan 18 adet erkek Akkaraman kuzu kullanıldı. Hayvanların ortalama canlı ağırlıkları birbirine yakın olacak şekilde 3 eşit gruba ayrıldı. Gruplar; Grup 1 kontrol, grup 2 bakır ilaveli (Cu) ve grup 3 ise bakır yetersiz(Cu-) şeklinde sınıflandırıldı. Kan örnekleri deneme öncesi ve denemenin üçüncü ayında alındı. Üç ay süresince bakır eksikliği oluşturulan ve bakır ilavesi yapılan kuzularda klinik olarak yetersizlik veya toksikasyonla ilgili belirtilere rastlanılmadı. Bakır yetersizliği oluşturulan kuzular ile bakır ilavesi yapılan kuzuların biyokimyasal parametrelerin seviyeleri, kontrol kuzularla kıyas edildiğinde, deneme öncesi ve denemenin sonunda serum biyokimyasal değişimlerindeki bireysel farklılıklar oluşmasına rağmen, istatiksel açıdan önemli olmadığı belirlendi. Sonuç olarak, kuzularda deneysel olarak subklinik bakır yetersizliğinin ve yemlere 25 mg/kg bakır ilavesinin bazı biyokimyasal parametreler üzerinde önemli bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir.Öğe Effects of platelet-activating factor receptor antagonist (PAFRA) on selected inflammatory and biochemical parameters in lipopolysaccharide-induced rat endotoxemia model(2013) Çöl, Ramazan; Keskin, ErcanPlatelet Aktive edici Faktör (PAF), sepsisde yangısel reaksiyonlara karışan birçok hücre tarafından üretilen immun sistemin önemli bir fosfolipid mediyatörüdür. Bu deneysel çalışmada amacımız, lipopolisakkarit (LPS) uygulanan sıçanlarda biyokimyasal ve yangısel bozukluklar üzerine PAF reseptör antagonisti (PAFRA)’nın rolünü araştırmaktı. Total 32 adet yetişkin erkek sıçan dört eşit gruba ayrıldı: grup 1 kontrol (C) olarak hizmet etti. Grup 2’deki hayvanlara intravenöz LPS (1.6 mg/100 g, Escherichia Coli, 0.111:B4) verildi. Grup 3’de 0.9% serum fizyolojik enjeksiyonundan 2 dak. önce PAFRA (10mg/kg) intraperitoneal olarak enjekte edildi. Grup 4’de, LPS uygulamasından 2 dak. önce PAFRA uygulandı. Kan örnekleri uygulamadan sonraki 6.saatte toplandı. LPS (grup 2), serum TNF-a, IL-6 ve IL1? seviyesi, CRP, LDH, AST, ALT, kreatinin, BUN, kolesterol, trigliserit konsantrasyonunu önemli düzeyde artırdı, platelet sayısı, glikoz, total protein ve albumin seviyesini önemli oranda düşürdü. Ayrıca kontrol grupla karşılaştırıldığında LPS grupta lökopeni ve diferensiyal lökosit sayısında önemli değişiklikler mevcuttu (P0.05). Grup 2 ile karşılaştırıldığında grup 4’de PAFRA, TNF-a ve IL1? seviyelerini ve lökopeniyi inhibe etti (P0.05). Buna rağmen iki grup arasındaki diğer parametrelerde önemli değişiklikler yoktu. Mevcut sonuçlar; uygulanan doz ve yolda PAFRA’nın endotokseminin patogenezinde hafif bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir.Öğe Evaluation of acute phase proteins, some cytokines and hemostatic parameters in dogs with sepsis(2015) Ok, Mahmut; Er, Cenk; Yıldız, Ramazan; Çöl, Ramazan; Aydoğdu, Uğur; Şen, İsmail; Güzelbekteş, HasanBu çalışmanın amacı; sepsisli köpeklerde akut faz proteinler, bazı sitokinler ve hemostatik sistem parametrelerin değişimlerini değerlendirerek, hastalığın tanısında bu parametrelerin önemini ortaya koymaktır. Bu çalışmanın materyalini 30 sepsisli ve 9 sağlıklı köpek oluşturdu. Sepsisli köpeklerde iştahsızlık, durgunluk, depresyon, vücut ısısında artış, mukoz membranlarda konjesyon, kapiller dolum zamanında uzama, taşikardi, takipnea, lökositozis veya lökopeni belirlendi. Bütün köpeklerin interlökin-1ß (IL-1ß), tümör nekroz faktör ? (TNF ?), interferon ? (INF- ?), C-reaktif protein (CRP), serum amiloid A (SAA) ve protrombin zamanı (PT), aktive edilmiş parsiyel tromboplastin zamanı (aPTT), antitrombin III (AT III), fibrinojen, protein C ve D-dimer seviyeleri ölçüldü. Sepsisli köpeklerde serum IL-1ß, TNF-?, INF-?, CRP ve SAA düzeylerinde önemli artış belirlendi. Sepsisli köpeklerde plazma PT ve APTT sürelerinde önemli uzama, fibrinojen, D-dimer ve protein C düzeylerinde önemli artış, AT-III düzeyinde ise önemli azalma tespit edildi. Sonuç olarak sepsisli köpeklerde SAA, IL-1ß ve TNF? paramterelerinin yangısel olaylarda önemli rol aldığı belirlendi. Sepsisli köpeklerde tespit edilen hemostatik anormallikler dissemine intravaskuler koagulasyon (DİK) gelişimi ile ilgili olabilir.Öğe Haematological and biochemical values of the blood of pheasants (Phasianus colchicus) of different ages(2011) Keçeci, Tufan; Çöl, RamazanBu araştırma, Konya bölgesinde yetiştirilen sülünlerde bazı hematolojik ve biyokimyasal parametrelerin belirlenmesi amacıyla yapıldı. Çalışmada materyal olarak farklı yaşlarda (1, 5 ve 12 aylık) 45 sağlıklı sülün kullanıldı. Yaş grupları arasında hematolojik ve biyokimyasal parametreleri karşılaştırıldığında; alyuvar sayısı, hematokrit değeri, hemoglobin miktarı, lenfosit yüzdesi, total protein ve albümin seviyesi yaşla birlikte arttı. Buna rağmen glikoz, alyuvar boyu ve eni, alyuvar çekirdek boyu ve eni, monosit ve bazofil yüzdeleri yaşla birlikte azaldı. Ayrıca, civciv ve anaçların akyuvar sayısı, anaçların plazma total kolesterol ve trigliserit seviyesi ve civcivlerin plazma ürik asit miktarı palaz sülünlerinkinden daha düşüktü. Fakat civcivlerin trombosit sayısı palazlarınkinden daha yüksekti. Ortalama alyuvar hacmi, ortalama alyuvar hemoglobini, ortalama alyuvar hemoglobin derişimi, heterofil ve eozinofil yüzdesi, plazma aspartat aminotransferaz, alanin aminotransferaz, kreatinin, kreatinin kinaz konsantrasyonları gibi diğer araştırılan parametreler yaşla ilişkili önemli farklılıklar göstermedi. Sonuç olarak, sülünlerde yaş farklılıklarının bazı hematolojik ve biyokimyasal değerleri etkilediği ve elde edilen verilerin sülünlerin hematoljik ve biyokimyasal parametreleri ile ilgili bazı temel değerleri ortaya koyması bakımından faydalı olabileceği kanaatine varıldı.Öğe Hemostazin Düzenlenmesini Sağlayan Başlıca Mekanizmalar(Selçuk Üniversitesi, 2002) Çöl, Ramazan; Durgun, ZaferHemostaz damar bütünlüğünün bozulduğu yerde kan kaybını önleyen bir mekanizma olarak tanımlanabilmektedir. He- mostaz, prokoagulan ve antikoagulan mekanizma arasındaki duyarlı bir dengeyle sürdürülmektedir. Bu dengenin bozulması ya şiddetli kanamaya ya da pıhtı oluşumuna neden olabilmektedir. Bu derlemede primer ve sekonder hemostaz olarak iki grup altinda incelenebilen bir dizi karmaşık olay sunulmaktadır.Öğe Investigation of Haematological and Biochemical Side Effects of Tilmicosin in Healthy New Zealand Rabbits(WILEY-BLACKWELL, 2002) Altunok, Vahdettin; Yazar, Enver; Elmas, Muammer; Traş, Bünyamin; Baş, Ahmet Levent; Çöl, RamazanIn this study, the effects of tilmicosin on some haematological and biochemical variables were investigated. Ten male New Zealand rabbits were used as material. The tilmicosin was injected (25 mg kg body weight. subcutaneously as a single injection), and the rabbits were monitored for 4 days. No negative effects of tilmicosin on haematological and biochemical variables were observed, but it did cause a temporary decrease in red and white blood cell counts.Öğe Konya Bölgesinde Yetiştirilen Kaya Kekliklerinde (Allectoris Gracea) Bazı Hematolojik Parametreler(Selçuk Üniversitesi, 2002) Keskin, Ercan; Çöl, Ramazan; Keçeci, Tufan; ipek, Hüdai; Önder, FeyyazÖzel Bu araştırma, Konya bölgesinde yetiştirilen kaya kekliklerinde bazı hematolojik parametrelerin belirlenmesi amacıyla yapıldı Çalışmada materyal olarak farklı yaş ve cinsiyetlerde 80 sağlıklı keklik kullanıldı. Kan ömekleri kalpten alındı. Araş timada, ortalama alyuvar sayısı, hemoglobin miktar, hematokrit değer ve akyuvar sayısı erkek civcivlerde sırasıyla 2.87*10 ^ 6 * m * m ^ 3 10.15 g/dl, 34.23 %, 19.5 * 10 ^ 3 * m * m ^ 3 ve dişi civcivlerde sırasıyla 2.49 * 10 ^ 6 * m * m ^ 3 10.30 g/dl, 33.00% 19.25x10 mm olarak bulundu. Aynı değerler erkek palazlarda sirasıyla; 2.15 * 10 ^ 6 * m * m ^ 3 11.08 g/dl, 32.20 % 20.00x103 ve dişi palazlarda sırasıyla; 2.04x100 mm³, 10.91 g/dl, 35.00 %, 23.83 * 10 ^ 3 * m * m ^ 3 olarak belirlenirken söz konusu parametreler erkek yetişkinlerde sırasıyla; 19 * 10 ^ 6 * m * m ^ 3 11.72 g/dl, 36.20 %, 20.80x103 mm ve dişi yetişkinlerde sırasıyla 2.23x10 mm 10.57 g/dl, 34 \% 21.00x103 mm olarak bulundu. Genelde, erkek ve dişi keklikler arasında incelenen pa- rametrelerin önemli bir farklılığı yoktu. Civcivlenn akyuvar sayısı, OAH ve OAHb ile yetişkinlerin lenfosit orani palazlara göre daha düşük, civcivlerin alyuvar sayısı ise palazlara göre önemli olmak üzere diğer gruplardan daha yüksekti. Aynica, diğer gruplara göre yetişkinlerin bazofil oranı daha yüksekken, palazlanın monosit oranlan daha düşük düzeylerdeydi. Sonuç ola- rak, kekliklerde yaş farklılıklarının bazı hematolojik değerler etkilediği ve elde edilen verilerin farklı yaşlardaki erkek ve dişi kekliklerin hematolojik parametreleri de ilgili bazı temel değerlen ortaya koyması bakımından faydalı olabileceği kanaatine varıldı.Öğe Konya Bölgesinde Yetiştirilen Kaya Kekliklerinde (Allectoris Gracea) Bazı Hematolojik Parametreler(2002) Keskin, Ercan; Çöl, Ramazan; Keçeci, Tufan; İpek, Hüdai; Önder, FeyyazBu araştırma, Konya bölgesinde yetiştirilen kaya kekliklerinde bazı hematolojik parametrelerin belirlenmesi amacıyla yapıldı. Çalışmada materyal olarak farklı yaş ve cinsiyetlerde 80 sağlıklı keklik kullanıldı. Kan örnekleri kalpten alındı. Araştırmada, ortalama alyuvar sayısı, hemoglobin miktar, hematokrit değer ve akyuvar sayısı erkek civcivlerde sırasıyla; 2.87X106 mm3, 10.15 g/dl, 34.23 %, 19.50x103 mm3 ve dişi civcivlerde sırasıyla ; 2.49x106 mm3, 10.30 g/d l, 33.00 %, 19.25x103 mm3 olarak bulundu. Aynı değerler erkek palazlarda sırasıyla; 2.15x106 mm3, 11 .08 g/dl, 32.20 %, 20.00x103 ve dişi palazlarda sırasıyla; 2.04x106 mm3, 10.91 g/dl, 35.00 %, 23.83x103 mm3 olarak belirlenirken söz konusu parametreler erkek yetişkinlerde sırasıyla; 2.19x106 mm3, 11.72 g/dl, 36.20 %, 20.80x103 mm3 ve dişi yetişkinlerde sırasıyla 2.23x106 mm3, 10.57 g/dl, 34.00 %, 21.00x103 mm3 olarak bulundu. Genelde, erkek ve dişi keklikler arasında incelenen parametrelerin önemli bir farklılığı yoktu. Civcivlerin akyuvar sayısı, OAH ve OAHb ile yetişkinlerin lenfosit oranı palazlara göre daha düşük, civcivlerin alyuvar sayısı ise palazlara göre önemli olmak üzere diğer gruplardan daha yüksekti. Ayrıca, diğer gruplara göre yetişkinlerin bazofil oranı daha yüksekken, palazların monosit oranları daha düşük düzeylerdeydi. Sonuç olarak, kekliklerde yaş farklılıklarının bazı hematolojik değerlen etkilediği ve elde edilen verilerin farklı yaşlardaki erkek ve dişi kekliklerin hematolojik parametreleri ile ilgili bazı temel değerleri ortaya koyması bakımından faydalı olabileceği kanaatine varıldı.Öğe Rasyona Çi?nko ve Bakır I?lavesi?ni?n Kuzuların Kan Asi?t-Baz Dengesi? ve Bazı Plazma Elektroli?t Düzeyleri?ne Etki?si?(Selçuk Üniversitesi, 2002) Durgun, Zafer; Çöl, Ramazan; Dönmez, NurcanBu çalışma optimal düzeyde Zn ve Cu (sırasıyla, 35 ppm ve 9 ppm) içeren rasyona çinko ve bakır ilavesinin ko- yunlarda kan asit-baz dengesi ile bazı elektrolitler üzerine etkilerini belirlemek amacıyla yapıldı. Araştırmada 3.5 aylık ve or- talama 26 kg canlı ağırlığında 24 adet Konya Merinosu kullanıldı. Hayvanlar 4 eşit gruba ayrıldı. 1. grup (Kontrol, K) bazal rasyon ile (p kaba ve 0 konsantre yem), 2. grup (grup Zn) aynı rasyona rasyonun kuru maddesinde 250 mg/kg ola- cak şekilde ilavesi ile, 3. grup (grup Cu) bazal rasyona rasyonun kuru maddesinde 25 mg/kg olacak şekilde Cu ile, 4. grup (grup Zn + (u) bazal rasyona rasyonun kuru maddesinde 250 mg/kg olacak şekilde Zn ve 25 mg/kg olacak şekilde Cu ile 3 ay süreyle ad libitum olarak beslendiler. Plazma Zn düzeyi Zn ve Zn+Cu katılan gruplarda sırasıyla 1.61 ve 1.54 µg/ml olarak bulunurken bu düzeyler K ve Cu gruplannkinden önemli düzeyde yüksekti (p<0.05). Plazma Cu düzeyleri ise Cu ve Zn + Cu gruplarında sırayla 0.96, 0.80 µg/ml olarak bulunurken bu değerler de K ve Zn gruplarınkinden önemli oranda yüksekti. Bütün gruplarda kan pH'sı, plazma HCO-3 ve Na miktan istatiksel olarak farksızdı. Bunun yanı sıra diğer parametrelere ait değerler bütün gruplarda birbirine yakın düzeylerdeydi. Sonuç olarak normal düzeyde Zn ve Cu içeren rasyona Zn ve Cu ilavesi ile elde edilen bulgular asit-baz dengesi ile bazı plazma elektrolit düzeyleri üzerine önemli etki yapmadığı belirlendi.Öğe Sepsis, lökositler, sitokinler ve dissemine intravasküler koagukasyon(2007) Çöl, Ramazan; Durgun, ZaferLökositler, sepsiste gelişen Dissemine İntravasküler Koagulasyon (DİK)'un patogenezinde önemli rol oynamaktadırlar. Lökositler konakçı savunmasındaki faydalı rollerine rağmen ayrıca sepsiste doku hasarının başlaması ve ilerlemesine de sebep olmaktadırlar. Tümör Nekrozis Faktör- a (TNF-?) ve İnterlöykin- 1? (IL-1 ?) gibi sitokinler monosit, nötrofil ve endotel hücreleri aktifleştirmektedirler. Yangısel sitokinler endotelyumu antitrombotik yüzeyden protrombotik yüzeye dönüştürmeyle koagulasyon mekanizmasını başlatmaktadırlar. Sözkonusu sitokinler doku faktörü oluşumunu stimüle ederek ekstrinsik ve intrinsik koagulasyon sistemini aktive etmektedirler. Bu sitokinler ayrıca nötrofilleri aktifleştirmekte ve nötrofil elestaz ve oksijen serbest radikalleri gibi yangısel mediyatörleri salmaktadırlar. Sepsiste gelişen çeşitli patojenik etkiler nötrofillerden salınan oksijen radikalleri ve enzimlere bağlanmaktadır. Mevcut derleme sepsiste lökositler ve önemli rolleri hakkında bilgi vermektedir.Öğe Tavşanlarda endotoksin ile oluşturulan dissemine intravasküler koagulasyon (DIC) üzerine vitamin E ve prednisolon'un etkileri(Selçuk Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2003) Çöl, Ramazan; Durgun, ZaferAraştırmada sağlıklı ve canlı ağırlıkları 1.5-2.5 kg civarında olan 30 adet Yeni Zelanda ırkı erkek tavşandan yararlanıldı. Hayvanlar endotoksin (K), Vitamin E+endotoksin (E) ve prednisolon+endotoksin (P) olmak üzere üç eşit gruba ayrıldı. Birinci grup kontrol (K) olarak kullanılırken, hayvanlara 6 saat boyunca 100 ug/kg/saat dozunda infuzyon tarzında endotoksin (E. coli lipopolisakkarit 0.111:B4) uygulandı. İkinci grubu oluşturan hayvanlara (E) 4 gün 10 mg/kg/gün İP Vitamin E (DL-alpha tocopherol acetat) enjeksiyonundan sonra dördüncü enjeksiyonu takiben 10. dakikadan itibaren yine 6 saat, 100ug/kg/saat dozunda endotoksin infuzyonu yapıldı. Üçüncü gruptaki (P) hayvanlara aynı süre ve dozdaki endotoksin infüzyonundan 30 dakika önce 10mg/kg SK prednisolon (Prednisolon) verildi. Anestezi akındaki hayvanların arteria femoralislerinden endotoksin infüzyonundan hemen önce (O.saat) ve infuzyonu izleyen 2., 4. ve 6. saatlerde kan örnekleri alındı. Alman örneklerde; plazma APTT, PT, TT, fibrinojen ve D-dimer düzeyleri ile kan platelet sayısı, lökosit sayısı ve îökosit yüzdeleri belirlendi. Çalışmada; endotoksin (K) grubunda APTT, PT ve TT' de önemli derecede uzama, fibrinojen konsantrasyonu ve trombosit sayısında düşme, D-dimer seviyesinde yükselme ve lökopeni gözlenirken, akyuvar tipleri yüzdelerinde ise örnekleme zamanlarına göre anlamlı değişimler kaydedildi. Buna karşın; Vitamin E ve Prednisolon uygulamasının hemostatik ve hematolojik birçok parametrede meydana gelen olumsuz değişiklikleri (APTT, PT ve TT'nin uzamasını, lökopeni oluşumunu fibrinojenin miktarı ve trombosit sayısının azalmasını, D- dimer düzeyinin artmasını vb.) önemli düzeyde baskıladığı belirlendi. Söz konusu etkinin E grubunkine göre P grubunda daha belirgin olduğu görüldü.Öğe Tavşanlarda endotoksin ile oluşturulan dissemine intravasküler koagulasyon üzerine vitamin E ve prednisolon'un etkileri(2004) Çöl, Ramazan; Durgun, ZaferBu çalışma, tavşanlarda endotoksin ile oluşturulan dissemine intravasküler koagulasyon (DIC) üzerine E vitamini ve Prednisolon'un etkilerinin belirlenmesi amacıyla yapıldı. Hayvanlar üç eşit gruba ayrıldı. Endotoksemi, tüm gruplardaki hayvanlara 6 saat boyunca 100 ig/kg/saat dozunda endotoksin (E. coli 0.111 :B4) infüzyonu ile oluşturuldu. Birinci grup kontrol (K) olarak kullanılırken ikinci grubu oluşturan hayvanlara (E) 4 gün 10 mg/kg/gün İP Vitamin E enjeksiyonu yapılarak son enjeksiyonu takiben 10. dakikadan itibaren endotoksin infüzyonuna başlandı. Üçüncü gruptaki (P) hayvanlara ise endotoksin in-füzyonundan 30 dakika önce 10mg/kg SK prednisolon verildi. Endotoksin infüzyonundan hemen önce (O.saat) ve infüzyonu izleyen 2., 4. ve 6. saatlerde kan örnekleri alındı. Çalışmada; endotoksin (K) grubunda APTT, PT ve TT de önemli derecede uzama, fibrinojen konsantrasyonu ve trombosit sayısında düşme, D-dimer seviyesinde yükselme ve lökopeni gözlenirken, akyuvar tipleri yüzdelerinde ise örnekleme zamanlarına göre anlamlı değişimler kaydedildi. Buna karşın; Vitamin E ve Prednisolon uygulamasının hemostatik ve hematolojik birçok parametrede meydana gelen olumsuz değişiklikleri önemli düzeyde baskıladığı belirlendi. Söz konusu etkinin E grubunkine göre P grubunda daha belirgin olduğu görüldü.