Yazar "Güngör, Kağan" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 3 / 3
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Alterations of Serum Leptin Levels in Patients With Nonalcoholic Liver Cirrhosis(Lippincott Williams & Wilkins, 2006) Kayaçetin, Ertuğrul; Kısakol, Gürcan; Gönen, Sait; Dikbaş, Oğuz; Güngör, Kağan; Kayaçetin, Serra; Topcu, Cemile; Kaya, AhmetIn liver cirrhosis, nutritional status is quite impaired, and the current data has shown conflicting results in serum leptin levels of cirrhotic patients. In this study, we aimed to evaluate serum leptin levels in nonalcoholic liver cirrhosis and determine its relationship with anthropometric parameters and liver function. Thirty-three patients (13 males, 20 females) with nonalcoholic cirrhosis and 16 (9 males, 7 females) healthy control subjects were recruited for this study. Serum leptin values were measured in morning samples of both groups by enzyme-linked immunosorbent assay. The mean levels of leptin were not different in nonalcoholic cirrhotic patients when compared with the control group (P = 0.478). Serum leptin values were positively correlated with prothrombin (international normalized ratio) (P = 0.008, r = 0.64) and total bilirubin (P = 0.047, r = 0.488) and were negatively correlated with high-density lipoprotein (P = 0.025, r = 0.666) and albumin (P = 0.009, r = 0.615). No correlation was found between leptin levels and severity of the liver disease. These findings suggest leptin levels do not depend on the degree of liver damage in patients with nonalcoholic cirrhosis of the liver.Öğe Konya metropolünde'ki alışveriş merkezlerinde diabet ve ilgili risk faktörlerinin toplum tabanlı taranması(2004) Gönen, M. Sait; Kısakol, Gürcan; Dikbaş, Oğuz; Güngör, Kağan; Koruk, İbrahim; Hidayetoğlu, Taha; Poçan, EmelDiabet ve komplikasyonları dünya genelinde morbidite ve mortalitenin önemli nedenleri arasında yer alır. Yaptığımız çalışmada, nüfusuyla bir milyona yaklaşan Konya metropolündeki diabet ve ilgili risk faktörlerinin sıklığını belirlemeyi amaçladık. Bu amaçla Konya'da farklı yerlerde bulunan üç büyük alışveriş merkezinde kurduğumuz standlarda toplum tabanlı tarama çalışması gerçekleştirdik. Bu çalışma Ramazan ayında gerçekleştirilmiştir ve bu sayede çok sayıda aç ve tok olgunun kısa zamanda taranması mümkün olmuştur. Çalışmada 3474 olgu tarandı. Bu olguların 255 adedi daha önceden bilinen diabet hastalarından oluşmakta idi. Olguların % 29.09'sında obezite izlendi. Abdominal obezite olguların % 33.48'sında var idi. Hastaların % 7.3'ü daha önceden bilinen diabetik, % 2.2'si yeni tanı diabetik, % 3.2'si IGT, % 8.3'ü IFG olarak saptandı. Olguların 32.85'inde arteryel hipertansiyon bulundu. Olguların yaş gruplarına göre dağılımı, 40 yaşından sonra diabet insidansinda istatistiksel olarak anlamlı artış olduğunu ve 80 yaşına kadar devam ettiğini gösterdi (pearson chi square: 210.91, df:4, p0.001) Ailede diabet, obezite, hipertansiyon ve viseral obezite olan grupta olmayan gruba göre diabet insidansının daha fazla olduğu izlendi (p0.001) Bu çalışma Konya'da gerçekleştirilen toplum tabanlı diabet ve ilgili risk faktörleri ile ilgili ilk taramadır. Türkiye'de, literatürde diabetle ilgili yapılmış olan toplum tabanlı tarama çalışmasına rastlayamadık. Çalışma sonucunda, diabet, obezite ve hipertansiyonun yüksek bulunmasının; Konya'nın coğrafik yapısı, beslenme alışkanlıkları ve toplumun daha hareketsiz bir yaşam tarzına sahip olması ile ilgili olabileceğini düşündük. Çalışmada taranan olgu sayısının fazla olması, toplumu temsil etme bakımından önemlidir. Bu nedenle, bulgularımızdan yola çıkarak, bu kadar yaygın olan diabet ve ilgili risk faktörlerinin önüne geçmek için halkın diabet konusunda bilinçlendirilmesi, yaşam tarzı değişikliğinin öneminin vurgulanması, akdeniz tipi beslenme şekli, fizik aktivitenin artırılması, kilo verme gibi bazı tedbirlerin alınması ve hızla hayata geçirilmesi gerekmektedir.Öğe Normal ve bozuk glikoz toleranslı obez kadınlarda insülin direnci ve kontrol(Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2006) Güngör, Kağan; Gönen, Mustafa SaitObezite ve Cushing hastalığının çok sayıda benzer özellik göstermesi obezitede de hipotalamus hipofiz adrenal aksının aşırı uyarılmasının obezitenin ortaya çıkmasında altta yatan neden olduğunu düşündürmektedir. Genetik olarak duyarlı kişilerde stres sonucu aksın aşırı aktivitesini yol açtığı hiperkortizoleminin obezite oluşumunda önemli nedenlerden biri olabileceği düşünülmektedir. Bu çalışmada normal ve bozuk glikoz toleranslı kadınlarda sabah açlık kortizol düzeyleri ile HOMA-IR ile tanımlanan insülin direnci indeksi arasındaki bağlantı incelenmiştir. Çalışmaya 21 normal, 17 bozuk glikoz toleranslı toplam 38 kadın hasta dahil edildi. Normal glukoz toleranslı obezlerde sabah açlık kortizolü ile insülin direnci arasında korelasyon bulunmazken bozuk glukoz toleranslı obezlerde sabah açlık kortizolü ile insülin direnci arasında sıkı korelasyon olduğu saptandı. Obezite artmış kortizol yapımı ile karakterize olmasına karşın obezlerde aynı zamanda kortizolün fraksiyonel dönüşümü de artmıştır. Bu nedenden dolayıdır ki obezlerde plazma kortizol düzeyleri normal kilolu kişilere göre normal ya da düşük-normal düzeylerde bulunur. Bununla birlikte artmış sabah açlık plazma kortizol düzeyleri metabolik sendromlu hastalarda insülin direnci ve bozuk glukoz toleransı ile yakın ilişkili bulunmuştur. Bozuk glukoz toleranslı kişilerde sabah saatlerinde glukoz toleransı tip 2 diabetiklere benzer şekilde daha çok bozulmuşken akşam saatlerinde glukoz toleransı sağlıklı kişilerden farksız bulunmuştur. Bozuk glukoz toleranslı kişilerdeki bu farklılığın sabah saatlerinde aksın aşırı uyarılmasına ve sonuç olarak başta kortizol olmak üzere kontrinsüliner hormonların sekresyonunun artmasına bağlı olabileceği düşünülmektedir. Bizim çalışmamızda sabah açlık plazma kortizolü ile insülin direnci arasında sadece bozuk glukoz toleranslı obezlerde korelasyon bulunması buraya kadar bahsedilen bulgulara paraleldir. Aksın sabah saatlerinde bozuk glukoz toleranslı hastalarda normal glukoz toleranslı obezlerden daha aktif olduğunu ancak aynı zamanda artmış periferik kortizol klirensi nedeni ile her iki grup arasında plazma kortizolü açısından fark olmadığını düşünmekteyiz. Sonuç olarak aks aktivitesindeki artışın bozuk glukoz toleranslı kadınlarda insülin direncinin önemli bir nedeni olabileceğini düşünmekteyiz.