Yazar "Yosunkaya, Şebnem." seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 2 / 2
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Astım ve lökotrienler(2005) Özer, Faruk.; Yosunkaya, Şebnem.Amaç: Geçtiğimiz on yılda, astım patogenezi hakkındaki temel kavramlar özellikle hastalığın karakteristik bir özelliği olan remodelling ve havayolu inflamasyonu konularında önemli bir şekilde değişmiştir. Bu yazı, astım patogenezinde lökotrienler üzerine yoğunlaşan bir derlemedir. Ana bulgular: Astımlılarda hava yolu anormalliklerinin gelişiminde hücresel mediatörlerin oluşumu ve salınımı bildirilmiş ve gösterilmiştir. Lipit mediatörler, lökotrienler, allerjenle karşılaştıktan dakikalar sonra üretilir. Araşidonik asit metabolizmasında sikloksijenaz yolu ile PGD2, PGF2a ve tromboksan içeren prostaglandinler oluşur, bunların tümü bronkokonstriksiyon ile ilişkilidir. Lipooksijenaz enzim yolu sistenil lökotrienlerin (LTC4, LTD4 ve LTE4) ve LTB4’ün üretimini sağlar. LTB4, alveoler makrofajlar ve nötrofillerde üretilen majör lipooksijenaz ürünüdür. Sistenil lökotrienler, bronş düz kasında kasılmaya sekresyonlarda artışa ve mikrovasküler dolaşımda dışarı plazma sızmasına neden olur. In vivo bu durum hava yolu mukus sekresyonunda artışa ve bronş aşırı duyarlılığına sebep olur. Son olarak çalışmalar, LTE4 inhalasyonunun hava yoluna, eozinofil toplanmasına, dolayısıyla eozinofilik enflamasyona katkısı olduğunu düşündürmektedir. Sonuç: Astımın değişik varyasyonları ve kronik persistan astımda lökotrienlerin katkısı hakkındaki klinik kanıtlar 5-lipoxygenase inhibitörleri ve LTD4 reseptör antagonistleri ile çalışmalardan elde edilen sonuçlardır ve astım oluşumu üzerinde etkinlikleri gösterilmiştir.Öğe Plevra sıvılarında CRP düzeyinin tanısal değeri(2005) Arıkan, Veysel.; Gök, Mehmet.; Kanat, Fikret.; Yosunkaya, Şebnem.; Uzun, Kürşat.; İmecik, Oktay.Amaç: Çalışmaya 78 plevral efüzyonlu hasta ile kontrol grubu olarak 20 sağlıklı birey alındı. Gereç ve Yöntem: Hastaların 53'ü erkek 25'i kadındı ve 46'sı sigara içerken 32'si sigara içmeyenlerden oluşuyordu. Kontrol grubu ise 10 erkek ve 10 kadın bireyden oluşmaktaydı. Bulgular: Ortalama serum CRP düzeyleri transuda grubu dışında diğer hastalık gruplarında kontrol grubundan anlamlı derecede yüksekti. Ortalama plevra CRP düzeyleri transuda grubuna göre eksu-da grubunda, maligniteye göre tüberküloz grubunda anlamlı olarak yüksekti. Sınır değere göre serum ve plevra sıvısında CRP 15 mg/1 alındığında eksu-da transuda ayırımında sensitivite %84.8 ve %95.2 ve spesifıte ise %58.3 ve %41.6 bulundu Sonuç: Bu çalışmada plevra sıvısı CRP düzeylerinin belirlenmesinin taransuda-eksuda ve tüberküloz-malignite ayırıcı tanıda kullanılabilecek yardımcı bir yöntem olabileceği kanısına vardık.