Yazar "Erdi, Fatih" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 15 / 15
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Ağrılı lomber vertebra çökme kırığı ve lumbosakral spondilolistezisi olan bir vakada tedavi(2006) Torun, Fuat; Kalkan, Erdal; Çiçek, Onur; Erdi, FatihAmaç: Bu yazıda aynı seansta balon kifoplasti ve lumbosakral stabilizasyon işlemi yapılan hastanın kliniği ve uygulanan cerrahi prosedür tartışılmıştır. Olgu sunumu: Yirmi dört yaşında erkek hasta, kliniğimize sırt, bel ve her iki bacakta ağrı, uyuşukluk yakınması ile başvurdu. Klinik ve radyolojik incelemelerinde, L1 lomber vertebra çökme kırığı ve instabil lumbosakral listezis saptandı. Hastaya aynı seansta L1 balon kifoplasti, L5-S1 transpediküler vida-rod sistemi ile stabilizasyon ve internal fiksasyon uygulandı. Sonuç: Balon kifoplasti ve lumbasakral stabilizasyon işleminin aynı seansta uygulanması göreceli olarak postoperatif dönemde gelişebilecek komplikasyonların değerlendirilmesinde zorluk yaratabilir. Ancak cerrahi deneyim ve uygun endikasyon ile gelişebilecek komplikasyonlar minimalize edilebilir.Öğe CSF hydrothorax after ventriculoperitoneal shunt without catheter migration: a case report(SPRINGER, 2011) Kocaogullar, Yalcin; Guney, Onder; Kaya, Bulent; Erdi, FatihVentriculoperitoneal (VP) shunting is the most common procedure performed for the management of hydrocephalus. VP shunt related complications remain a persistent problem in current clinical practice. Five-year-old female patient was admitted to our hospital with persistent dyspnea complaint. The patient was operated at the age of 3 months and a VP shunt established in a different clinic due to hydrocephalus associated with Dandy-Walker malformation. The patient's chest X-ray revealed right sided pleural effusion. Thorasentesis was performed and the effusion was drained with a chest tube. The discharged liquid was consistent with CSF. Scintigraphic radionuclide shunt analyses were performed and CSF passage from abdomen to chest and lower mediastinal region was determined in the late static images. The patient was operated and the incorporated ventriculoperitoneal shunt was removed. Hydrothorax was completely resolved after early postoperative stage. CSF hydrothorax especially without catheter migration is an unusual but potentially serious-clinical complication.Öğe Electrophysiology of papillary muscle in SAH: changes and N-acetylcysteine protection(SPRINGER, 2009) Ayaz, Murat; Guney, Onder; Erdi, Fatih; Kucukbagriacik, YusufAlthough subarachnoid hemorrhage (SAH) serves as a good model to study heart-brain interactions, neither the changes on the single ventricular action potential (SVAP) and contraction nor the effects of possible cardioprotective agents have been investigated. A total of 18 male rabbits were used for the three experimental groups. SAH was induced by replacing the cerebrospinal fluid (CSF) with fresh autologous blood at the ratio of 1 mL to the 1-kg body mass (N = 6). In the control (CON; N = 6) group, the CSF was replaced with serum physiologic at the same ratio. The treated SAH group (SAH+NAC) received daily intraperitoneal N-acetylcysteine (NAC; 150 mg/kg for 3 days) starting from just before SAH was induced by CSF replacement. On the fourth day, animals were examined for the single action potential and contraction recordings from the left ventricular papillary muscle. At the end of 3 days, the overshoot decreased together with increased time to reach the peak potential. Additionally, the resting membrane potential was depressed and repolarization was slowed during SVAPs. On the other hand, peak tension depressed and time to peak increased. NAC treatment, which protects infarction in the brain, prevented these pathological changes in the cardiac muscle. SAH-induced cardiac changes can be attributed to adenosine triphosphate depletion through mitochondrial dysfunction. Pretreatment of NAC to SAH on the other hand had a positive effect on these cardiac changes. But the exact mechanism by which NAC treatment protects the cardiac muscle needs further investigation.Öğe Enfekte Lumbosakral Spinal Dermoid Kist(2010) Kalkan, Erdal; Erdi, Fatih; Keskin, Fatih; Kaya, Bülent; İlik, Kemal; Karataş, YaşarAmaç: Bu olgu sunumun amacı nadir görülen ve tanıda karışıklığa sebep olabilecek intradural yerleşimli enfekte olmuş bir dermoid kist olgusu sunmaktır. Olgu sunumu: Beş aylık kız bebek, belinde hassasiyet ve kızarıklık oluşturan şişlik ve iltihabi akıntı şikayetleri ile başvurdu. Lumbosakral bölgede eritemli, ısı artışı olan şişlik mevcut olup, şişliğin ortasındaki cilt lezyonundan iltihabi akıntı oluşmakta idi. Manyetik rezonans görüntülemesinde L3- S1 arasında uzanım gösteren; hiperintens, heterojen, intradural yerleşimli, spinal kordda ekspansiyona yol açan kitle lezyonu tespit edildi. Hasta opere edilerek L3-4 total laminektomi ile abse drenajı, traktus ve subtotal kitle eksizyonu uygulandı. Eksize edilen tümöral dokunun histopatolojik incelemesinde kistik dermoid tümör tanısına ulaşıldı. Abseye yönelik antibiyotik tedavisi düzenlenen hasta tedavisi tamamlandıktan sonra önerilerle taburcu edildi. Sonuç: Dermoid tümörler nadir görülen spinal tümörlerdir. Genellikle yavaş ve asemptomatik seyrederlerken araya giren enfeksiyon ya da tümöral kistin rüptürü gibi nedenlerle akut ve bazen geri dönüşümsüz tehlikeli sonuçlara neden olabilirler. Bu olgu sunumu ile özellikle pediatrik çağda görülen spinal kitlelerin ayırıcı tanısında dermoid tümörlerin akılda tutulması ve bunlarda görülebilen enfeksiyon ve rüptür riski göz önüne alınarak uygun zamanda cerrahi tedavi planlanması gerekliliği hatırlatılmak istenmektedir.Öğe Gibboziteye Neden Olan ve Tedavi Altında Farklı Seviyede Reaktivasyon Gösteren Pott Hastalığı(2010) Kalkan, Erdal; Erdi, Fatih; Keskin, Fatih; İlik, Kemal; Karataş, YaşarAmaç: Pott Hastalığı; Mycobacterium tuberculosis'in neden olduğu vertebral osteomyelit olarak tanımlanmaktadır. Bu yazıda gibboziteye neden olan ve tedavi altında farklı seviyede reaktive olan Pott Hastalığı bulunan bir olgu sunulmaktadır. Olgu sunumu: Otuz iki yaşında bayan hasta sırt ağrısı şikayeti ile kliniğimize başvurdu. Hastanın torakal manyetik rezonans görüntülemesinde (MRG) Th 6-7 vertebra osteomyeliti tespit edildi. Hasta opere edildi. Sol anterolateral yaklaşımla Th5-6 abse drenajı, korpektomi ve anterior stabilizasyonfüzyon uygulandı. Hastanın ameliyat sonrasında sırt ağrısı şikayeti düzeldi. Histopatolojik ve mikrobiyolojik inceleme sonuçları tüberküloz olarak rapor edildi. Anti tüberküloz tedavisi başlandı. İlk ameliyattan 3 ay sonra hasta bel ağrısı ve yürümede güçlük şikayetleri ile tekrar kliniğimize başvurdu. Hastanın bu sürede önerilen anti tüberküloz ilaçlarını düzenli bir şekilde aldığı öğrenildi. Çekilen MRG’de lomber vertebra osteomyeliti tespit edildi. Hasta tekrar opere edilerek anterior yaklaşımla L2 vertebral abse drenajı, korpektomi, diskektomi uygulanıp anterior stabilizasyon ve füzyon uygulandı. Sonuç: Son yıllarda tüm dünyada ve ülkemizde tüberküloz olgularında artış kaydedilmektedir. Omurga tüberkülozu iskelet sistemi tüberkülozları içerisinde en sık görülen tip olup hastalık günlük nöroşirurji pratiğinde tekrar gündeme gelmeye başlamıştır.Öğe Kronik Böbrek Yetmezlikli Hastada Çökme Kırığına Neden Olan Torakal Vertebra Osteomyeliti(2010) Kalkan, Erdal; Erdi, Fatih; Kaya, Bülent; İlik, KemalAmaç: Kronik böbrek yetmezlikli bir hastada gelişen ve çökme kırığına sebep olan torakal vertebra osteomyeliti olgusunu sunmak. Olgu Sunumu: Altmış bir yaşında kadın hasta sırt ağrısı şikayeti ile başvurusu sonucu yatırıldı. Hastada polikistik böbrek hastalığına bağlı gelişen, diyalize bağımlı kronik böbrek yetmezliği mevcuttu. Nörolojik muayenesinde Th 5-6 altında hipoestezi tespit edildi. Torakal manyetik rezonans görüntülemesinde Th 5-6 vertebra seviyesinde spondilodiskitis, Th 6 vertebrasında patolojik çökme kırığı, bu seviyede spinal kordda anteriordan basıya neden olan spinal abse tespit edildi. Perkutan biyopsi ve vertebral abse drenajı uygulandı. Biyopsi materyalinde Metisilin’e dirençli Staph Epidermidis üredi. Hasta 23 gün süre ile antibiyotik tedavisi aldı. Mevcut abse boyutlarında bir küçülme olmaması ve hastanın şikayetlerinin de düzelmemesi neticesinde hasta operasyona alınarak; anterolateral yaklaşımla Th 5-6 vertebral abse drenajı, Th 6 korpektomi, distrakte edilebilir cage yerleştirilmesi ve anterior rod-vida sistemi ile stabilizasyonfüzyon uygulandı. Ameliyat sonrası dönemi sakin geçen hastanın sırt ağrısı ve bacaklarda uyuşma şikayetlerinde belirgin düzelme kaydedildi. Ek nörolojik defisiti olmadı. Sonuç: İmmun yetmezlikli hastalarda sıklıkla görülebilen vertebra osteomyelitinin tanı ve tedavisi, geri dönüşümsüz nörolojik hasarların engellenmesi için hızla ve etkili bir şekilde yapılmalıdır.Öğe N-Acetylcysteine Prevents Vasospasm After Subarachnoid Hemorrhage(ELSEVIER SCIENCE INC, 2010) Güney, Önder; Erdi, Fatih; Esen, Hasan; Kıyıcı, Aysel; Kocaoğullar, YalçınBackground: This study investigated the ability of NAC to prevent cerebral vasospasm in a rabbit model of SAH. Methods: Twenty-one, male New Zealand white rabbits were randomly divided into 3 groups of 7 rabbits each: group 1 (control), group 2 (SAH only), group 3 (SAH + NAC treatment). NAC (150 mg/kg, single dose, IF) was administered just before SAH and continued until 72 hours after SAH in group 3. Animals were killed 72 hours after SAH. Tissue MDA levels, SOD, and GSH-Px activities were measured, and basilar artery cross-sectional areas, arterial wall thickness, and endothelial apoptosis in a cross section of basillary artery were determined in all groups. Results: Intraperitoneal administration of NAC was found to be. markedly effective against developing a cerebral vasospasm following a SAH in rabbits. It could significantly reduce elevated lipid peroxidation and increase the level of tissue GSH-Px and SOD enzymatic activities. Also, NAC treatment was found to be effective in increasing the luminal area and reducing wall thickness of the basilar artery. The morphology of arteries in the NAC treatment group was well protected. NAC markedly reduced apoptotic index and protects the endothelial integrity. Conclusions: This study demonstrates, for the first time, that NAC treatment attenuates cerebral vasospasm in a rabbit SAH model. NAC treatment has significant neuroprotective effect and markedly prevents cerebral vasospasm after SAH. In conclusion, the NAC treatment might be beneficial in preventing cerebral vasospasm after SAH, thus showing potential for clinical implications.Öğe Nükleoplasti Endikasyonlarının ve Başarısız Nükleoplasti Uygulamalarının İki Olgu Işığında Gözden Geçirilmesi(2010) Güney, Önder; Kocaoğulları, Yalçın; Erdi, Fatih; Kaya, BülentAmaç: Nükleoplasti nükleus pulposusun koblasyonu esasına göre çalışan ve son günlerde özellikle minimal invazif bir tedavi yöntemi olması ile popularite kazanan bir cerrahi girişimdir. Her cerrahi girişim gibi uygun endikasyonla ve deneyimli kişilerce uygulanması gereken bir yöntem olan nükleoplasti uzun dönem sonuçları bilinmemekle birlikte ümit vaat edici bir yöntem olarak görülmektedir. Bu raporda nükleoplasti ve endikasyonları hakkında genel bilgiler verilmekte ve özellikle uygun endikasyonla yapılmadığında ortaya çıkabilecek komplikasyonlar; başarısız nükleoplasti sonrasında iyileşmeyen hastaların cerrahi tedavisinde yaşanabilecek sorunlar ilgili literatür eşliğinde irdelenmektedir. Olgu Sunumu: Dış merkezde uygulanan nükleoplasti sonrasında ağrı şikayetleri ve nörolojik tabloları düzelmeyen iki hasta kliniğimizde tekrar opere edilerek ilk olguya mikrodiskektomi ikinci olguya ise total laminektomi uygulanmıştır. Sonuç: İlk olguda sinir köküne bası yapan ekstrude disk fragmanı tespit edilmiş ve cerrahi alanda oluşan yapışıklık ve anatomik yapının bozulmuş olmasından dolayı mikrodiskektomi esnasında teknik zorluklar yaşanmıştır. İkinci olguda ise spinal kanal çapının ileri derecede daralmış olması ve yine dural sak ve sinir köklerini çepeçevre saran yoğun fibroz yapışıklıklar ve yoğun venöz konjesyon nedeniyle uygulanan laminektomide teknik zorluklar yaşanmıştır. Her iki hasta da kliniğimizde uygulanan ameliyatlardan sonra sorunsuz bir şekilde, şifa ile taburcu edilmişlerdir.Öğe Primary lumbar vertebral hydatid cyst(CHURCHILL LIVINGSTONE, 2008) Kalkan, Erdal; Torun, Fuat; Erdi, Fatih; Baysefer, AlperSpinal hydatid cyst is a serious and rare infectious disease. We report a case of spinal hydatid cyst at the second lumbar vertebra, and we discuss the clinical presentation, diagnosis and surgical treatment of vertebral hydatid cyst. (C) 2007 Elsevier Ltd. All rights reserved.Öğe Primary spinal hydatid cyst in a patient with acquired immunodeficiency syndrome(SPRINGER, 2011) Erayman, Ibrahim; Kalkan, Erdal; Erdi, Fatih; Kerimoglu, Ulku; Esen, HasanSpinal hydatid cyst is a serious and unusual infectious disease. There is little information on infections caused by cestodes in patients with human immunodeficiency virus (HIV) infection. Although infrequent, infections by cestodes constitute a cause of disease in HIV-infected patients, especially in endemic areas. This report presents, for the first time in the literature, primary spinal cyst hydatid in a patient with acquired immunodeficiency syndrome.Öğe Primary spinal intradural extramedullary hydatid cyst in a child(AMER PARAPLEGIA SOC, 2007) Kalkan, Erdal; Cengiz, Sahika L.; Cicek, Onur; Erdi, Fatih; Baysefer, AlperBackground/Objective: Spinal hydatid cyst is a serious form of hydatid disease affecting less than 1% of the total cases of hydatid disease. We present a case of pathologically confirmed primary intradural spinal cyst hydatid in an otherwise healthy patient who showed no other evidence of systemic hydatid cyst disease. Case Report: An 8-year-old boy presented with back pain, left leg pain, and difficulty in walking. The patient had no other signs of systemic hydatid cyst disease. An intradural extramedullary cystic lesion was identified with magnetic resonance imaging and was shown to be a hydatid cyst by histopathologic examination after the surgical removal. Conclusion: Although extremely rare, primary intradural extramedullary hydatid cyst pathology might be the cause of leg pain and gait disturbance in children living in endemic areas.Öğe Radiological anatomy of the C7 vertebra: Clinical implications in spine surgery(WOLTERS KLUWER MEDKNOW PUBLICATIONS, 2015) Keskin, Fatih; Erdi, Fatih; Nayman, Alaaddin; Babaoglu, Ozan; Erdal, Kalkan; Ozer, Ali FahirContext: This study was designed to understand and define the special radio-anatomic morphometry of C7 vertebra by using multidetector computed tomography (MDCT). Aims: The major aim of the study was to detect the gender- and side-related morphometric differences of C7 vertebra among subjects. Setting and design: Our radiology unit database scanned for MDCT sections of the C7 vertebra. Materials and Methods: A total of 214 patients (134 men, 80 women) were selected. A detailed morphometric evaluation of C7 was done. Statistical analysis used: T test, ANOVA. Lamina length (P < 0.001), pedicle length (P < 0.001), outer cortical (P = 0.01) and inner cancellous pedicle (P < 0.001) width, pedicle angle to sagittal plane (P < 0.001) values were statistically significantly different on the right versus left side. When the results were stratified by gender, lamina length, inner cancellous lamina height, pedicle length, inner cancellous pedicle height, outer cortical pedicle width, lateral mass anteroposterior length, anteroposterior length of C7 corpus, height of C7 corpus (P < 0.001), C6-7 (P = 0.013) and C7-T1disc height (P = 0.04), transverse foramina perpendicular width at C7 (P = 0.046) values were found to be statistically significantly different. Vertebral artery most commonly enters into the transverse foramina at C6 level. Conclusions: Gender and side differences are important factors for preoperative planning and showed significant differences among subjects. MDCT is a practical option for investigating the exact anatomical features of osseous structures.Öğe Recurrence of Primary Spinal Cyst Hydatid in a HIV () Patient: A Case Report(2013) Keskın, Fatıh; Erdi, Fatih; Kalkan, Erdal; Karatas, Yasarİnsan immün yetmezlik virüsü ve kist hidatik birlikteliği nadir görülen durumdur. 30 yaşında erkek hasta daha önce kliniğimizde primer spinal kist hidatik nedeniyle opere edilmişti. İlk ameliyattan bir yıl sonra hasta farklı seviyede spinal kist hidatik rekürrensi ile tekrar başvurdu. Bu olgu sunumu ile nadir görülen HIV-kist hidatik birlikteliğine vurgu yapılmakta ve rekkürrensin olası nedenleri tartışılmaktadır.Öğe Recurrence of Primary Spinal Cyst Hydatid in a HIV (+) Patient: A Case Report(JOURNAL NEUROLOGICAL SCIENCES, 2013) Keskin, Fatih; Erdi, Fatih; Kalkan, Erdal; Karatas, YasarHuman immunodeficiency virus and cyst hydatid association is a very rare condition. A 30-year-old male patient was operated for spinal cyst hydatid in our clinic previously. A year after first surgery the patient was readmitted to our clinic with recurrence of spinal cyst hydatid in a different spinal level. In this report we present this uncommon association and discuss the cause of recurrence.Öğe Thoracic Epidural Cavernous Haemangioma: A Case Report(2006) Torun, Fuat; Kalkan, Erdal; İlik, Kemal; Erdi, Fatih; Baysefer, AlperKavernöz hemangiomalar, craniospinal sinir sisteminin nadir görülen benin vasküler malformasyonlarıdır. Epidural spinal kavernöz hemangiomalar, intraserebral ve vertebral sistemin diger lokalize kavernöz hemangiomalarından daha nadir görülür. Bu yazımızda spinal kavernöz hemangiomaların klinik görüntüsü ve ayırıcı tanısı tartışılmıştır.