Yazar "Vatankulu, M. Akif" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 4 / 4
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Diyabetik hastalarda kalp hızı değişkenliği ile metabolik parametreler ve inflamasyon arasındaki ilişki(2005) Yazıcı, Mehmet; Özdemir, Kurtuluş; Altunkeser, Bülent Behlül; Gönen, M. Sait; Yazıcı, Raziye; Soylu, Ahmet; Vatankulu, M. AkifAmaç: Kalp hızı değişkenliği (KHD) diyabetik hastalarda (DM) otonomik disfonksiyonu göstermede güvenilir parametrelerden biridir. Bu çalışmada DM'ta metabolik ve inflamatuvar parametreler ile KHD arasındaki ilişki gösterilmeye çalışıldı. Metod ve bulgular: Çalışmaya benzer yaş grubundan koroner arter hastalığı ve hipertansiyonu olmayan 40 sağlıklı birey (Grup 1, Ortalama yaş 46 13) ve 80 diyabetik hasta (Grup 2, Ortalama yaş 489) alındı. Tüm olguların 24 saatlik Holter monitörizasyonu ile KHD 'time-domain' parametreleri belirlendi. Grup 2'de açlık kan şekeri (AKŞ), tokluk kan şekeri (TKŞ), hemoglobin A1C (HbAlC), serum insülin düzeyi, idrar mikro-albumin düzeyi, fibrinojen ve C-reaktif protein (CRP) düzeyleri çalışıldı. DM'un süresi belirlendi. KHD'nin 'time domain' parametrelerinin tümü grup 2'de düşüktü (p0.05). Grup 2'de KHD ile AKŞ, TKŞ, HbAIC, insülin, idrar mikroalbumini, diyabetin süresi ve fibrinojen arasında korelasyon yoktu (p0.05). CRP ile KHD (pNN50) arasında negatif korelasyon mevcuttu (r-0.37, p0.05). Sonuç: Bu çalışmada KHD ile DM'un süresi ve metabolik parametreler arasında ilişki belirlenmemiştir. DM'ta KHD'ndeki azalmada inflamatuvar reaksiyonların rolü olabileceği sonucuna varılmıştır.Öğe The effect of diabetes mellitus on the P-wave dispersion(JAPANESE CIRCULATION SOC, 2007) Yazıcı, Mehmet; Özdemir, Kurtuluş; Altunkeser, Bülent Behlül; Kayrak, Mehmet; Düzenli, M. Akif; Vatankulu, M. Akif; Soylu, AhmetBackground P-wave dispersion (PD), a measure of heterogeneity of atrial refractoriness, is defined as the difference between the minimum (P min) and maximum P-wave (P max) durations on standard 12-lead electrocardiography (ECG). Increase in PD shows the intra-atrial and inter-atrial non-uniform conduction. In the present study the evaluation of the effect of diabetes mellitus (DM) on PD in patients without coronary artery disease and hypertension was carried out. Methods and Results Seventy-six diabetic patients who had no coronary artery disease or hypertension (group 1; mean age 48 +/- 9) and 40 healthy volunteer individuals (group2; mean age 46 +/- 13) were enrolled in the study. After obtaining 12-lead surface ECG of all cases, P max and P min P-wave durations were measured and the differences between them were taken as PD (PD=P max-P min). Left atrium diameter, left ventricular end systolic and end diastolic diameters were measured and left ventricular ejection fraction was determined by echocardiography. Pulse wave mitral flow velocities were measured from the apical 4-chamber view. Mitral early diastolic velocity (E), late diastolic velocity (A), E/A, E deceleration time and isovolumetric relaxation time were determined. In comparison of the 2 groups there was no statistically significant difference among age, sex, systolic and diastolic blood pressure, resting heart rate and body mass index of the cases. Although PD and P max were significantly higher in diabetic patients, there was no difference between P min values (33 12 vs 28 +/- 10, p=0.02; 99 +/- 12 vs 93 +/- 10, p=0.011; 66 +/- 9 vs 65 +/- 10, p=NS; respectively). Conclusions DM might increase PD, even without ischemia, hypertension and left ventricular hypertrophy.Öğe The evaluation of doxorubicin-induced cardiotoxicity: Comparison of Doppler and tissue Doppler-derived myocardial performance index(VIA MEDICA, 2012) Ayhan, S. Selim; Ozdemir, Kurtulus; Kayrak, Mehmet; Bacaksiz, Ahmet; Vatankulu, M. Akif; Eren, Onder; Koc, FatihBackground: Doxorubicin is a chemotherapeutic agent used in a wide spectrum of cancers. However, cardiotoxic effects have limited its clinical use. The early detection of doxorubicin-induced cardiotoxicity is crucial. The purpose of our study was to assess values of Doppler and tissue Doppler imaging (TDI) -derived myocardial performance index (MPI) in adult cancer patients receiving doxorubicin treatment. Methods: A total of 45 patients underwent echocardiographic examinations before any doxorubicin had been administered and then after doxorubicin. Doppler and TDI-derived MPI of left ventricular (LV) were determined in the evaluation of cardiotoxicity. Additionally, TDI-derived MPI of right ventricular (RV) was determined. Results: All patients underwent control echocardiographic examination after mean 5 +/- 1.7 months. The LV MPI obtained by both Doppler and TDI were increased after doxorubicin treatment (0.56 +/- 0.11, 0.61 +/- 0.10, p = 0,005 vs 0.51 +/- 0.09, 0.59 +/- 0.09, p = 0.001, respectively). There was no correlation between Doppler-derived MPI and cumulative doxorubicin dose (coefficient of correlation 0.11, p = 0.6). TDI-derived MPI was correlated with cumulative doxorubicin dose (coefficient of correlation 0.35, p = 0.015), but this correlation is weak (r = 0.38). The study population was divided into two groups according to doxorubicin dose (below and above 300 mg level). There was a moderate correlation between TDI-derived MPI and less than 300 mg of doxorubicin dose (coefficient of correlation 0.51, p = 0.028). However, Doppler-derived MPI was not correlated with less than 300 mg of doxorubicin dose (coefficient of correlation 0.38, p = 0.123). Also, there was no significant change in the TDI-derived RV-MPI (0.49 +/- 0.14, 0.50 +/- 0.12, p = 0.56). Conclusions: TDI-derived MPI is a useful parameter and an early indicator compared with Doppler-derived MPI in the detection of cardiotoxicity during the early stages. Also, doxorubicin administration does not affect RV function. (Cardiol J 2012; 19,4: 363-368)Öğe ST yükselmeli miyokard infarktüsü geçiren hastalarda spironolaktonun uzun dönemde sol ventrikülün yeniden biçimlenmesi üzerine etkisi(Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2008) Vatankulu, M. Akif; Özdemir, KurtuluşBir çok çalışmada, AMİ sonrası gelişen SV yeniden biçimlenmesi üzerine RAAS blokajının etkili olduğu gösterilmiştir. Amacımız aldosteron blokajı yapan farklı dozlardaki spironolaktonun uzun dönem takipte SV yeniden biçimlenmesi üzerine etkilerini araştırmaktır Gereç ve yöntem: Revaskülarize edilen 186 Akut STYMİ'li standart tedavi almakta (ACE ?İ, ß-bloker ) olan hastalar, 12.5 mg veya 25 mg spironolaktona randomize edilerek sırayla grup 1 ve 2'ye ayrıldı. Başlangıçta veya takipte spironolakton almayan hastalar kontrol grubu olarak seçildi. Spironolakton hastalara ağrı başlangıcından sonra ilk 24 saat içinde verildi. Hastalara, revaskülarizasyonu takiben ilk 3 gün içerisinde ve 6 ay sonra transtorasik ekokardiyografi yapıldı. Apikal dört boşluk ve iki boşluk SSH, DSH ve parasternal uzun pencereden SVDSÇ, SVSSÇ ölçüldü. DHSİ'ler hesaplandı. Simpson yöntemi ile apikal iki ve dört boşluktan EF'ler hesaplandı. Apikal iki ve dört boşluk EF ve hacimlerin ortalamaları alındı. Gruplar student paired t testi kullanılarak istatistiksel olarak karşılaştırıldı Bulgular: 6 ay sonunda 186 hastadan tekrar revaskülarize edilmeyen 130 hastaya kontrol transtorasik ekokardiyografi yapıldı. Tedavi gruplarına bakılmadan 6 ay sonra sadece apikal iki boşluktan alınan SSH (bazal 50±23 ml; 6.ay 45±24 ml, p=0,01), DHSİ (bazal 1,55±0,33; 6.ay 1,36±0,34, p<0.0001) ve ortalama EF'de (bazal %49.3±8.4; 6.ay 52.8±9,1 p=0.005) anlamlı düzelmeler görüldü. Ortalama EF, Apikal iki boşluk SSH ve DHSİ değerlerinde tüm gruplarda 6.ayın sonunda anlamlı düzelmeler oldu. Ancak gruplar karşılaştırıldığında bu düzelmelere spironolaktonun ek katkı sağlamadığı görüldü. Sonuçlar tablo 16'da gösterildi. Sonuç: STYMİ geçiren hastalarda, standart tedaviye eklenen farklı dozlardaki spironolaktonun, uzun dönem takipte SV yeniden biçimlenme parametrelerinde düzelmeye katkısının olmadığı bulunmuştur. Erken dönemde başarılı revaskülarizasyon ve agresif medikal tedavi sonrası değerlendirilen bazal ekokardiyografik değerlerin korunmuş olması, spironolaktonun ek katkısını göremememize neden olmuş olabilir.