Dergi Yayın Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 20 / 576
  • Öğe
    Konut Yapılarının Maliyet Tahmininde Kullanılan Yöntemlerin Performans Analizi
    (Selçuk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, 2020) Özmaden, Mehmet Şükrü; Erdal, Mürsel
    Maliyet tahmini, yatırım kararlarını ve projenin kapsamını etkilemesi açısından işin başında yapılacak fizibilite çalışmalarının belki de en önemli kısmını oluşturmaktadır. Literatürde yapı maliyetlerinin çeşitli tahmin yöntemleri ile belirlenmesi kapsamında yapılmış çalışmalar bulunsa da, bu yöntemlerin geniş çaplı bir performans analizinin yapılmasına yönelik bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Bu çalışma kapsamında; konut yapılarının maliyet tahmininde kullanılan gelişmiş tahmin yöntemlerinden altı farklı regresyon modeli, dört farklı makine öğrenmesi modeli ve Bulanık Uzman Sistem Tasarımı olmak üzere toplam on bir adet tahmin modeli oluşturulmuştur. Oluşturulan modeller üç farklı performans kriteri (Ortalama Hata Karesi, Ortalama Mutlak Yüzde Hatası ve Determinasyon Katsayısı) ile analiz edilerek en iyi tahmini yapan yaklaşım araştırılmıştır.
  • Öğe
    Alüminyum Hidroksit Kristalizasyonu Üzerine Lityum Safsızlığının Etkisi
    (Selçuk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, 2020) Ceyhan, Ayhan Abdullah; Temiz, Halil İbrahim
    Bu çalışmada, farklı modülb değerlerine (1,35; 1,41; 1,45; 1,49; 1,8; 2,0; 2,25; 2,50) sahip sodyum alüminat çözeltilerinin nükleasyon davranışları incelenmiştir. Bu amaçla, çözeltiye verilen farklı aşırı doygunluk değeri (1,321-1,785) ve farklı derişimde (5-20 ppm) lityum (Li) varlığı için bekleme zamanı ölçümleri yapılmıştır. Deneysel çalışmalar sonucu, kritik serbest enerji değişimi, kritik nüklei yarıçapı, kritik nükleide yer alan molekül sayısı ve nükleasyon hızı hesaplanmıştır. Katkısız sodyum alüminat çözeltisi için bekleme zamanının, farklı aşırı doygunluk değerlerine bağlı olarak 100-400 dk. aralığında değiştiği belirlenmiştir. Lityum varlığında ise, en yüksek bekleme zamanı 10 ppm lityum derişimi için 20 dk. olarak tespit edilmiştir. Klasik nükleasyon teorisine göre yapılan hesaplamalar sonucu, lityum varlığında, katkısız ortama kıyasla, kritik nüklei yarıçapının düştüğü, kritik nükleideki molekül sayısının azaldığı ve nükleasyon hızının arttığı belirlenmiştir. 5 ppm lityum katkısı için, katkısız ortama kıyasla, nükleasyon hızındaki artışın yaklaşık 100 kat, 20 ppm lityum katkısı için ise yaklaşık olarak 39 kat olduğu belirlenmiştir. Lityum varlığında, farklı modülb değerlerindeki sodyum alüminat çözeltilerinin bekleme zamanlarının düşük ve yüksek modülb değerine sahip çözeltiler için 6 – 7 dk. aralığında değiştiği tespit edilmiştir. Modülb 1,49 ve 1,8 için ise maksimum 10 dk’lık bekleme süreleri elde edilmiştir.
  • Öğe
    Yapı Üretim Sürecindeki İş Kazaları Şiddetinin Ön Bilgilendirilmiş Yapay Öğrenme Metodu İle Tahmini
    (Selçuk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, 2020) Türker, Mustafa; Kanıt, Recep
    Bu çalışmada, yapı üretim sürecinde meydana gelen iş kazalarında, kaza şiddeti ile kaza önlemleri arasındaki ilişki araştırılmıştır. Bunun için geçmiş kaza verileri kullanılarak, ilerideki iş kazalarında hangi önlemlerin alınması gerektiği ve bu önlemlerin alınmaması halinde kaza sonucunun ne olabileceğini tahmin edebilen bütünleşmiş bir model geliştirilmiştir. Bu tahmin modeli, günümüzde araştırmacıların sıklıkla kullandığı AHP (Analitik Hiyerarşi Prosesi) ve YSA (Yapay Sinir Ağları) metotlarının zayıf kaldıkları noktada birbirlerini tamamlaması amacıyla, birbirine entegre edilerek oluşturulmuştur. Modelin anlamlılığı bir saha çalışması yapılarak gerçek veriler ile test edilmiştir. Örneklem için en çok ölümle sonuçlanan 4 (dört) tür iş kazası seçilmiş ve bu iş kazaları için, aynı kurumda, 35 (otuz beş) geçmiş kaza verileri toplanmıştır. YSA metodu giriş katmanını önceden anlamlandıran AHP metodu için ikili kıyaslama verileri, profesyonel bir anket firması tarafından sektörde görev yapan İSG (İş sağlığı ve güvenliği) uzmanlarından, anket yöntemi ile elde edilmiştir. Elde edilen bu verilerden 120 adedi ağların eğitilmesinde, 20 adedi de test edilmesinde kullanılmıştır. Sonuçta risk azaltıcı önlemler ile kaza şiddeti arasında ilişkinin, toplanan kaza verileriyle sınırlı olmak kaydıyla, %90 oranında anlamlı olduğu görülmüştür.
  • Öğe
    Tdy 2007 Ve Tbdy 2018 Yönetmeliklerine Göre Yapı Yüksekliğinin Taban Kesme Kuvveti Ve Tepe Deplasmanı Üzerindeki Etkisinin İncelenmesi
    (Selçuk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, 2020) Ünsal, İsmail; Öncel, Fatih Ali; Şahan, Mehmet Fatih
    Bu çalışmada, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (2018) ve Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik (2007) kapsamında bina yüksekliğinin, toplam eşdeğer deprem yükü (taban kesme kuvveti) ve maksimum tepe deplasmanı üzerindeki etkisi karşılaştırılmalı olarak incelenmiştir. Bu amaçla ele alınan yapı örneği, ETABS bilgisayar programında, başta 30 kat olarak modellenmiş ve yapılan her analiz sonrası 1 adet ara kat eksiltilerek 5 ile 30 katlar arasındaki 26 adet model için analizler tekrarlanmıştır. Yapının 15 metre ile 91 metre arasında değişen yüksekliklere sahip modelleri için Mod birleştirme yöntemine göre hesaplanmış olan taban kesme kuvveti ve maksimum tepe deplasmanı gibi büyüklükler kaydedilmiştir. TBDY 2018 esas alınarak elde edilen taban kesme kuvveti değerlerinin TDY 2007 esas alınarak elde edilen taban kesme kuvveti değerlerinden çok daha düşük değerler aldığı gözlenmiştir. TBDY 2018 esas alınarak elde edilen taban kesme kuvveti değerlerinin ise yapı yüksekliği arttıkça doğrusala yakın bir ilişki ile azaldığı gözlenmiştir. Ayrıca taban kesme kuvveti değerlerinin yakın olması halinde, TBDY 2018 esas alınarak elde edilen maksimum tepe deplasmanı değerlerinin TDY 2007 esas alınarak elde edilen maksimum tepe deplasmanı değerlerinden çok daha büyük olduğu gözlenmiştir.
  • Öğe
    Kısıt Programlama Ve Hedef Programlama Entegrasyonu İle Vardiya Çizelgelemesi: Hidroelektrik Santral Uygulaması
    (Selçuk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, 2020) Özcan, Evrencan; Alakaş, Hacı Mehmet; Yelek, Ayşe; Eren, Tamer
    Toplumsal hayatın gereksinim duyduğu enerjinin kesintisiz, güvenilir, zamanında, temiz ve ekonomik yollarla üretilmesi ve en uygun fiyatlarla arz edilmesi olarak tanımlanan sürdürülebilir enerji arzı, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için büyük önem taşımaktadır. Dünya enerji karışımındaki yaklaşık beşte birlik payı ile en gelişmiş yenilebilir enerji teknolojisi olan hidroelektrik santraller ise, sürdürülebilir enerji arzının tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sağlanması açısından kritik öneme sahiptir. Hidroelektrik santrallerde tüm elektrik üretim tesislerinde olduğu gibi vardiyalı bir çalışma programı bulunmaktadır. Bu sürekli üretim tesislerinde gerçekleşebilecek olan uzun süreli arızaların engellenmesini ve üretimin kesintisiz bir şekilde devam edebilmesini sağlayan personellerin işletmenin istekleri ve yasal yükümlülükler doğrultusunda analitik olarak çizelgelenmesi önemli bir husustur. Buradan hareketle bu çalışmada, bir hidroelektrik santralde çalışan personellerin çizelgelenmesi problemi ele alınmıştır. Problemin çözümü için kısıt programlama ve hedef programlamanın entegre edildiği model literatürde ilk defa önerilmiştir. Gerçek veriler ile oluşturulan bu entegre modelin çözümü neticesinde 3 vardiyada çalışan 28 personel için 31 günlük optimal bir çizelge elde edilmiştir. Elde edilen yeni çizelgede vardiya ekipleri arasında adaletli ve dengeli bir atama yapılarak işletmenin istekleri ve personelin memnuniyeti sağlanmıştır.
  • Öğe
    A New Approach For Rule Estımatıon Of Fuzzy Inference System: A Case Study For Publıc Transport Maıntenance System
    (Selçuk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, 2020) Erdoğan, Melike; Kaya, İhsan
    The increase in the population and the high amount of individual vehicle usage in the big cities brought traffic congestion and environmental problems. Additionally, these issues have also some negative effects on the public transport systems (PTSs). In this respect, the analysis of PTS is critical and important for both city life and people. It is possible that the failures in PTS can lead to many problems. Disruption of daily life, loss of lives and property or damage to the environment are only just a few of these problems. In this context, effective maintenance planning for PTSs is so crucial. In this study, the rule estimation for a fuzzy rule-based system (FRBS) which takes into consideration many factors for the maintenance planning of PTSs is discussed. The rule-based system for maintenance planning of Bus Rapid Transit System (BRT) will be highly effective for the prediction of failures for PTSs and the correct actions to be taken. Rule estimation for this system is aimed to increase the precision and flexibility of maintenance procedures. In this context, a model based on artificial neural networks (ANNs) has been developed and used in rule estimation for FRBS. For this aim, ten cases that are not in the rule base system are estimated and the results of the fuzzy rule-based maintenance inference system for the relevant inputs are revealed. Thus, it has been shown that ANNs can be used effectively for the analysis of rules that are not included in the current rule-based maintenance system.
  • Öğe
    Elektrik Motorlarında Uygulanan Bakım Yöntemlerinin İncelenmesi, Karşılaştırılması Ve Uzaktan Erişimin Kestirimci Bakıma Etkisi
    (Selçuk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, 2020) Tabak, Abdülsamed; Özkaymak, Mehmet
    Sanayi devriminden günümüze kadar gelinen süreçte tüketici talepleri sürekli artmış ve bu talebi karşılamak adına üreticiler yeni arayışlar içerisine girmiştir. Buna bağlı olarak üretimdeki devamlılığın sağlanması için ekipmanlara daha fazla değer verilmiş, ekipmanlardaki arıza ve duruş istenmez hale gelmiş ve bakım yöntemlerine duyulan ilgi artmıştır. Özellikle endüstride üretimin kalbi niteliğindeki elektrik motorlarında uygulanan bakım yöntemleri ilk zamanlardan beri sürekli geliştirilmiş ve en uygun bakım yöntemi her zaman aranmıştır. Çalışmamızda sanayideki elektrik motorları üzerinde yapılan bakımlar ilkelden gelişmişe doğru sınıflandırılmış ve irdelenmiştir. Bu bakım yöntemleri hem maddi açıdan hem de birtakım avantaj/dezavantajları açısından birbirleri ile karşılaştırılarak uygulamada teknik personel için en uygun bakım yönteminin seçimi hakkında bilgi verilmiştir. Ardından, durum bazlı bakım olarak da bilinen kestirimci bakım yönteminin en yaygın kullanılan teknikleri irdelenmiştir. Bunların yanında internet ve uzaktan erişim sistemlerinin kestirimci bakıma olan katkısı incelenmiş ve bakımın önemi her açıdan ortaya konmuştur.
  • Öğe
    Dünyada Karstik Jeopark Turizmi Ve Jeopark Öneri Alanı: Karapınar (Konya-Türkiye)
    (Selçuk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, 2020) Öztürk, Alican
    Jeopark kavramının temelleri Dünya da ilk olarak 17. Yüzyıla kadar dayanmaktadır. Ülkemiz ise jeopark kavramı ile 1970 yıllarında tanışmıştır. Oluşumu milyonlarca yıl alabilen jeolojik yapıların korunması ve sonraki nesillere aktarılması, hızla küreselleşen Dünyada önem kazanmıştır. Özelikle doğa turizmine meraklı insanların ilgisini çeken, özel jeolojik yapıları görmek ve gezmek isteyen insanların artan ilgisi nedeni ile jeopark turizmi Dünyada yaygınlaşmıştır. UNESCO listesinde Dünyada 147 adet jeopark mevcut olup, ülkemizde ise bu listeye girmeye hak kazanan Kula jeopark alanı bulunmaktadır. Karstik alanların jeoturizminde cezbedicili yanında, insanların karst yapılarına olan ilgileri, karstik yapıların meydana getirdiği jeopark alanlarının önemini artırmaktadır. Karapınar potansiyel jeopark alanı, Orta Anadolu’da, Konya idari sınırları içerisinde ve merkeze yaklaşık 100 km uzaklıktadır. Karapınar ilçe merkezinin hemen doğusunda, yaklaşık 1500 km² lik bir alanı kapsayan jeolojik miras alanı, bu alan etrafındaki jeositler, arkeolojik ve kültürel sit alanları olarak değerlendirilmektedir. Bölgede, muhtelif boy ve ebatlarda, sulu veya susuz 20 den fazla sayıda obruk bulunmaktadır. Jeopark öneri alanında bulunan, halk arasında nazar boncuğu olarak ta adlandırılan Meke gölü, Karapınar- Ereğli yolu üzerinde yaklaşık 7. km’de, ana asfaltın yaklaşık 1.5 km kuzey batısında kalmaktadır. Jeolojik terim kavramıyla Meke Maarı olarak tanımlanan Meke Gölü, Pleyistosen’den itibaren iki aşamalı volkanik aktivite ile sönmüş bir volkan kraterinin suyla dolmasıyla oluşan ve ortasında adacıklar bulunan bir krater gölüdür. Diğer bir göl olan Acıgöl ise, Karapınar Ereğli yolu üzerinde 5. Kilometrede gözlenen ve anayolla yaklaşık 500 metre mesafede yer alan sığ krater gölü görünümündeki maar, volkan patlamasıyla meydana gelmiş çukurdan ibarettir.
  • Öğe
    Çözelti Madenciliği Yöntemiyle Kaya Tuzu Üretimi
    (Selçuk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, 2020) Bilim, Niyazi; Karakaya Emre
    Tuz, tüm canlılar için önemli bir maden kaynağı olmasının yanında tıp, kimya, ilaç, deri, tarım vb. birçok endüstride kullanılmaktadır. Tuz üretiminde kullanılan madencilik metotları; buharlaştırma, yeraltı madenciliği ve çözelti madenciliği olarak üç çeşittir. Çözelti madenciliği ile tuz üretim teknolojisinin kullanımı dünyada son yıllarda teknolojinin gelişimine bağlı olarak artmıştır. Madencilik sektöründe son derece güvenli, teknolojik ve çevre dostu bir yöntem olan çözelti madenciliği yöntemi ile çözücüsü genelde su olan tuz, soda vb. minerallerin işletilmesi oldukça ekonomik olmaktadır. Genellikle jeolojik ve epirojenik hareketlerle belli bir yönden bağlantısı kesilen bir iç deniz çukurunun dolmasıyla yüzlerce metre aşağıda oluşan halit domundan tuz üretimi, boru hattından pompalar yardımıyla tatlı su gönderip tuzun çözdürülmesini sağlayarak tuzlu su eriyiği elde edilmesiyle sağlanmaktadır. Bu çalışmada, tuz madeninde uygulanan çözelti madenciliği ile ilgili bilgilere ilaveten yeraltında oluşan tuz domlarından çözelti madenciliği yöntemiyle tuzun nasıl kazanılacağına dair açıklamalar, şekiller ve kaynaklara yer verilmiştir.
  • Öğe
    A Novel Approach To Heart Attack Predıctıon Improvement Vıa Extreme Learnıng Machınes Classıfıer Integrated Wıth Data Resamplıng Strategy
    (Selçuk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, 2020) Saygılı, Ahmet
    The heart attack is a disorder that is frequently seen in low-income countries and causes the death of many people. Cardiologists benefit from electrocardiography (ECG) tests to determine this condition. Supervised classification algorithms are frequently used and provide very successful results in computer-aided diagnostic systems. In this study, a new approach to predict a heart attack is proposed for classification via extreme learning machines (ELM) integrated with the resampling strategy. This study aims to reveal a new diagnostic system that will increase the success of current studies. The study has three basic steps. In order to determine the features that will ensure the system’s optimized operation, firstly, the ReliefF feature selection method was applied to the data set, and then, the system was modeled by different classifiers via resampling. Besides, the as-proposed approach was applied to the breast cancer data to test the accuracy of the current system. The as-obtained results from both Statlog (heart disease) and the breast cancer data were seemed to be more successful than the studies in the literature. Thus, the as-proposed system reveals a successful and effective approach that can be applied in clinical data sets.
  • Öğe
    Twitter Verilerinden Doğal Dil İşleme Ve Makine Öğrenmesi İle Hastalık Tespiti
    (Selçuk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, 2020) Öztürk, Ali; Durak, Üsame; Badıllı, Fatma
    Bu çalışmada twitterdaki kullanıcıların yazmış oldukları mesajların hastalık konulu olup olmadığı ve hastalık türleri tespit edilmiştir. Bu amaçla gözetimli ve gözetimsiz makine öğrenmesi algoritmaları, TF-IDF ve BOW yöntemleri ile çıkarılan özellikler ile denenmiş ve karşılaştırmalar yapılmıştır. Veriler Python betikleri ile twitter üzerinden toplanmıştır. Algoritmaları uygulamak için Python için geliştirilmiş Scikit-Learn kütüphanesi kullanılmıştır. Gözetimsiz olarak verilerin kümelenmesinde %68.60’lık bir başarı elde edilirken, gözetimli algoritmalar ile yapılan sınıflandırmalarda %97.48’lik başarı oranına ulaşılmıştır.
  • Öğe
    Synthesıs Of Quası-Spherıcal Sılver Nanopartıcles By Chemıcal Reductıon Route Usıng Dıfferent Reducıng Agents
    (Selçuk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, 2020) Kurt, Ayşe; Çelik, Yasemin
    Silver nanoparticles (AgNPs) have a great potential for molecular detection applications such as surface enhanced Raman spectroscopy (SERS) thanks to their surface plasmon resonance (SPR) property. SPR of AgNPs are closely related to the size, size distribution, aggregation state and shape of these particles. Therefore, in order to obtain optimum enhancement of SERS signals, it is crucial to be able to synthesize AgNPs with controllable size and shape. In this study, AgNPs were synthesized by chemical reduction method using three different reducing agents: trisodium citrate (TSC), ascorbic acid (AA) and hydroxylamine hydrochloride (HH). The synthesized AgNPs were compared in terms of their particle shape, size, size distribution and aggregation state. Accordingly, using 34 mM TSC as a reducing agent resulted in mostly quasi-spherical nanoparticles with an average size of 71.6 ? 20.9 nm. However, some nanorods and triangular nanoparticles were also observed in this sample. In case of using HH as reducing agent, the addition sequence of chemicals into the reaction mixture affected the size and the aggregation state of AgNPs significantly. A bimodal size distribution of mostly quasi-spherical nanoparticles with average sizes of 8.1 ? 4.1 and 60.1 ? 21.5 nm were obtained when HH/NaOH solution was added to AgNO3. When AA was used as a reducing agent, relatively larger quasi-spherical AgNPs with a lower polydispersity and an average size of 78.0 ? 22.2 nm were synthesized.
  • Öğe
    Hibrid Kontrollü Taban İzolasyonlu Sistemlerin Optimizasyonu
    (Selçuk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, 2020) Ulusoy, Serdar
    Bu çalışmada, yüksek sönümlü kauçuk mesnet modeline aktif kontrol sistemi uygulanarak, hibrid kontrollü taban izolasyonlu sistemlerin darbe tipi titreşim içeren yakın fay etkisi altında davranışı incelenmiştir. Bu kapsamda, yapı tepkimelerindeki değişimin daha iyi irdelenmesi için hibrid kontrollü taban izolasyonlu yapı modelinin etkin titreşim periyodu sırasıyla 2.0, 3.0 ve 4.0 sn. ve her bir periyot için etkin sönüm oranı %20 ve %30 olarak alınmıştır. Taban izolasyonunun bulunduğu kata aktif tendonlar yerleştirilerek, deprem kaydının her adımı için tendonlara uygulanacak kontrol kuvveti ve oluşan yanal ötelemeler hesaplanmıştır. Orantı-İntegral-Türev (PID) kontrolcüsünün kontrol kuvvetine, yapının toplam kütlesine bağlı olarak sınır konulmuştur. Kontrolcünün parametreleri ise öğretim-öğrenme tabanlı algoritma (TLBO) ile belirlenmiştir. Sonuç olarak hibrid kontrollü taban izolasyonlu yapı modellerinde yanal ötelemelerin önemli ölçüde azaldığı tespit edilmiştir.
  • Öğe
    Genleştirilmiş Cam Takviyeli Sintaktik Köpük Metalin Üretimi, İçyapı Ve Mekanik Özelliklerin İncelenmesi
    (Selçuk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, 2020) Şahin, Büşra; Göksenli, Ali
    Bu çalışmada köpük metallerin geliştirilmiş bir şekli olan Sintaktik Köpük Metal (SKM) üretilmiş ve analiz edilmiştir. SKM’de yapı içindeki gözeneklilik, içi boş seramik küreler yardımıyla oluşturulmaktadır. SKM kapalı hücre yapısına sahiptir. SKM’lerin avantajları; hafiflik, yüksek basma dayanımı, titreşim sönümleme ve enerji absorbe etme kabiliyetidir. Kompozit bir malzeme olan SKM’in üretiminde matris malzemesi olarak 7075 alüminyum, takviye malzemesi olarak da içi gözenekli yapıya sahip genleştirilmiş cam küre kullanılmıştır. Çalışmamızda SKM sıvı infiltrasyon yöntemi ile üretilmiştir. Bu üretim yönteminde kalıp ve küreler, 800 ?C sıcaklıktaki fırında bekletildikten sonra fırından çıkarılmış ve kalıp boşluğuna cam küre ve ergimiş alüminyumun yerleştirilmesinden sonra 6,3 kPa’lık döküm basıncı uygulanmıştır. Üretilmiş olan SKM’lerin içyapısı analiz edilmiş, cam kürelerin yapı içinde homojen bir şekilde dağıldığı ve kürelerin kırılmadığı tespit edilmiştir. 25 mm çapında ve 30-33 mm yüksekliğe sahip silindirik SKM numunelerin yoğunluk değerleri Arşimed prensibi kullanılarak 1,33-1,68 g/cm3 olarak ölçülmüştür. Gözeneklilik değerleri ise %53,3-57,2 olarak hesaplanmıştır. Mekanik testler için basma deneyleri gerçekleştirilmiş ve SKM’lerde görülen tipik plato eğrileri tespit edilmiştir. Plato dayanım değerleri 22-42 MPa, darbe sönümleme enerji değerlerinin ise 12-22 MJ/m3 arasında olduğu görülmüştür. Bu değerler literatürde karşılaşılan verilerle uyumlu olduğu ve plato dayanım değeri ile enerji absorbe etme değerleri arasında doğrusal bir ilişkinin var olduğu tespit edilmiştir.
  • Öğe
    Patlatma Kaynaklı Yer Sarsıntısı Ve Hasar Değerlendirme Parametreleri
    (Selçuk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, 2020) Kekeç, Bilgehan; Ghiloufi, Dhikra
    Patlatma yöntemi, madencilik, tünel açma faaliyetleri, inşaat ve yıkım işlemleri ve enerji sektörü gibi birçok sektörde yoğun olarak kullanılmaktadır. Ancak, bu yöntem hız ve ekonomik yönden çok verimli bir yöntem olmasına rağmen çeşitli çevresel etkilere ve büyük hasarlara neden olabilmektedir. Bu çevreye verilen olumsuz etkilerin en önemlisi zemin titreşimleridir ve oluşan titreşimin şiddetine ve etki alanına göre maddi kayıplara ve hatta can kayıplarına sebep olabilmektedir. Bu sebeple bu muhtemel etkilerin en aza indirilmesi ya da en iyi ihtimalle bertaraf edilmesi için patlatma faaliyetlerinde zemin titreşimlerinin özel olarak irdelenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada patlatmadan kaynaklı zemin titreşimlerinin özellikleri, sınıflandırılması ve temel büyüklükleri sunulmuştur. Ayrıca, yer sarsıntısının yapılar üzerinde oluşturduğu hasarlar, insanlar üzerindeki olumsuz etkiler ve insan algısı ile yapısal hasar arasındaki ilişki detaylı bir şekilde araştırılmıştır. Ayrıca, patlatmadan kaynaklanan sismik dalgalar, arazi katmanları ve yapılar arasındaki etkileşimler irdelenmiş ve Parçacık Hızı PPV, Bileşke Vektörel Toplamı PVS (Peak Vector Sum), parçacık yer değiştirmesi, parçacık ivmesi ve frekans başta olmak üzere yer sarsıntısı hasarının değerlendirmesinde sıkça kullanılan parametreler sunulmuştur.
  • Öğe
    Radyal Şebekelerde Destek Vektör Regresyon İle Optimum Kablo Topraklama Sistemi Tasarımı
    (Selçuk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, 2020) Akbal, Bahadir
    Teknolojinin gelişmesi ile elektrik şebekelerindeki yüklerin çeşitliliği de artmıştır. Bu çeşitli yükler şebekede sıfır bileşen ve harmonik akımlarını artırarak yüksek gerilim yeraltı kablolarında başlık arızalarına neden olmaktadır. Uygulamada kablo başlığı arızalarını önlemek için genellikle IEEE 575-1988 standardında yer alan çift taraflı topraklama (ÇTT) yöntemi kullanılmaktadır. Fakat bu yöntem sıfır bileşen ve harmonik akımlarının neden olduğu kablo başlığı arızalarını önlemek için yeterli değildir. Bu çalışmada yeni bir yöntem olan Parçalı Çift Taraflı Topraklama (PÇT) yöntemi ile ÇTT yöntemi karşılaştırılmıştır. PÇT yönteminin kullanılması için kabloda oluşacak olan kılıf geriliminin bilinmesi gereklidir. Bu yüzden Destek Vektör Regresyon (DVR) yöntemleri ile kılıf gerilimi tahmini yapılmıştır. Daha sonra kablo arızalarını ve elektrik çarpılmalarını önlemek için PÇT yöntemi dokunma gerilimine göre optimize edilmiştir. Optimizasyon yöntemleri olarak da Parçacık Sürü Optimizasyonu, İnertia Ağırlıklı Parçacık Sürü Optimizasyonu, Çekimsel Arama Algoritması ve Genetik Algoritma kullanılmıştır. Çalışma sonunda, yüksek gerilim kablosunun topraklamasının ÇTT yöntemi ile yapılması durumunda kılıf geriliminin dokunma gerilimini aştığı görülmüştür. Bu durum dengesiz elektrik alanı nedeniyle kablo arızasına, yüksek gerilim nedeniyle de elektrik çarpılmasına neden olmaktadır. Aynı hat için tasarlanan optimize edilmiş PÇT yöntemlerinde ise kılıf gerilimi aşılamamıştır. Böylece PÇT yöntemi ile hem kablo arızalarının hem de elektrik çarpılmalarının önüne geçilecektir
  • Öğe
    Yük Barası Ölçümlerine Dayalı Gerilim Kararlılığı Değerlendirmesi
    (Selçuk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, 2020) Gümüş, Enes Talha; Meriç, Selim; Turan, Mustafa; Yalçın, Mehmet Ali
    Bu çalışmada, gerilim kararlılığı açısından bir yük barasındaki kritik değerlerin belirlenmesi için, ilgili baraya ait gerilim (V), yük akımı (I) ve güç açışı (?) yerel ölçümlerini kullanarak kestirim yapan iki farklı yaklaşım irdelenmiştir. İlk olarak, yerel bara ölçümlerinden güç sisteminin Thevenin eşdeğer devre parametreleri kestirilmiş, ardından gerilim kararlılığının değerlendirilmesi için gerekli kritik gerilim ve gerilim kararlılık marjini değerleri hesaplanmıştır. Sunulan yaklaşım IEEE 30 baralı test sistemi üzerinde denenmiştir. IEEE 30 baralı standart test sisteminde MATPOWER yazılımı ile güç akışı yapılarak incelenecek baralara ait veriler elde edilmiş ve her iki yöntem ile gerilim kararlılığı değerlendirmesi gerçeklenmiştir. Benzetim sonuçları, iki yaklaşımında yük baralarındaki gerilim kararlılık sınırlarını başarı ile belirlediği ve baraların gerilim kararlılığı açısından yüklenme düzeylerinin değerlendirilmesinde, kritik baraların tespitinde ve yük atma işlemlerinin önceliklenmesinde kullanılabileceğini göstermiştir.
  • Öğe
    Bir Fazlı Dgm Doğrultucu İçin Lcl Filtre Tasarımı Ve Aktif Güç Kontrolü
    (Selçuk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, 2020) Karafil, Akif; Özbay, Harun
    Darbe genişlik modülasyonlu (DGM) doğrultucu devrelerinin, geleneksel diyotlu doğrultucu devrelerine göre en önemli avantajları DA geriliminin ve güç faktörünün ayarlanabilir olmasıdır. Fakat DGM doğrultucu devrelerinde sert anahtarlama durumu oluştuğundan dolayı şebekede yüksek dereceli akım harmonikleri oluşur. Yüksek dereceli bu akım harmoniklerinin azaltılabilmesi için şebeke tarafında bir filtre kullanılması gerekir. Birçok filtre çeşidi bulunmasına rağmen LCL tipi filtre en çok kullanılan filtre tipidir. Bu çalışmada LCL filtre hesabı yapılarak aktif güç kontrollü bir fazlı DGM doğrultucu devresine ait benzetim ve deneysel sonuçlar verilmiştir. Çalışmanın benzetimi PSIM programında yapılmıştır. Sistemde tüm kontrol yazılımı için program içerisindeki C bloğuna kodlar yazılmış ve program tarafından gömülü kod üretilmiştir. Sistem 400 W aktif güç aktaracak şekilde tasarlanmış olup güç kontrolü için PI, akım kontrolü için PR denetleyici ve şebeke frekans kontrolü için T/4 gecikmeli faz kilitleme döngü (FKD) algoritması kullanılmıştır.
  • Öğe
    Çekme Yükü Uygulanmış Boru Yapıştırma Bağlantılarında Bindirme Uç Geometrisinin Bağlantı Dayanımına Etkisinin Araştırılması
    (Selçuk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, 2020) Saraç, İsmail
    Yapıştırma bağlantıları, farklı bağlantı geometrilerinde oluşturulabilmektedir. Yapıştırma bağlantı tasarımlarında yoğun bir şekilde kullanılan ve üzerinde çok sayıda araştırma yapılmış yapıştırma bağlantı şekillerinden birisi de tek tesirli bindirme bağlantılarıdır. Yapılan çalışmalar sonucunda tek tesirli bindirme bağlantılarının bindirme uçlarında oluşan gerilme yığılmalarının hasarın oluşmasında etkin rol oynadığı belirtilmiştir. Tek tesirli bindirme bağlantılarında, bindirme uçlarında, malzeme azaltılması yapılmasının gerilme yığılmalarını düşürdüğü ve bunun sonucu olarak bağlantı dayanımının arttığı yapılan çalışmalardan anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, yapıştırılan malzemelerin bindirme uçlarında malzeme azaltılmasının, farklı bağlantı geometrilerinde dayanıma etkisinin araştırılması önemli olmaktadır. Yapılan bu çalışmada, çekme yüküne maruz bırakılmış boru yapıştırma bağlantıları modellenerek, yapıştırılan boruların bindirme bölgesindeki farklı uç geometrilerinin bağlantı mukavemetine etkisi bir sonlu elemanlar analiz programı olan ANSYS kullanılarak araştırılmıştır. Yapılan çalışmada ilk olarak yapıştırılan boruların uç kısımlarındaki et kalınlığının bağlantı dayanımına etkisi araştırılmıştır. Daha sonra, borunun bindirme bölgesi boyunca et kalınlığı, bindirme ucundan itibaren farklı uzunluklarda modellenerek boru ucu uzunluk değişiminin bağlantı dayanımına etkisi çekme yükü altında araştırılmıştır. Sonuç olarak bu çalışma şartlarında ideal tasarımın Model-4 tasarımı olduğu bulunmuştur. Bu tasarımda yapıştırma bağlantılarında kritik bölge olan yapıştırıcı tabakasının dayanımı % 20,5 oranında artmıştır.
  • Öğe
    Elektrikli Tank Kapsüllerinde Aktivasyon Zamanı Ve Elektriksel Direnç Değeri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
    (Selçuk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, 2020) Dündar, Mustafa; Özkan, Davut; Şahin, Aysun; Öncel, İhsan Çağatay; Gülen, Jale
    Kapsüller, genellikle primer patlayıcı içerikli, mühimmat sisteminin ateşleme serisinin ilk elemanlarıdır. Farklı tip ve tasarımda olmalarına rağmen fonksiyonel olarak “elektrikli” ve “darbeli” olarak iki grupta sınıflandırılabilir (Yıldırım, 2013). Elektrikli kapsüller, silah sistemi tarafından uygulanan elektrik akımı ile aktive olurlar ve bu akıma karşı hassas bir primer patlayıcı ve akımı patlayıcıya iletebilecek, patlayıcı ile temas halinde bulunan bir iletken telden oluşurlar (Matyas ve Pachman, 2013). Bu çalışmada tank mühimmatı kapsüllerinin tasarımı sırasında kullanılan direnç tellerinin kapsüllerin aktivasyon zamanı üzerindeki etkileri irdelenmiştir. Kapsüller farklı biçimlerde tasarlanmış ve bu tasarımların zaman üzerindeki etkilerini belirlemek için fonksiyon testine tabi tutulmuşlardır.