Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı Strateji ve Uygulamaları: Selçuk Üniversitesi Örneği
Yükleniyor...
Dosyalar
Tarih
2013
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Selçuk Üniversitesi
Erişim Hakkı
info:eu-repo/semantics/openAccess
Özet
Yirminci yüzyılın ortalarından itibaren çeşitli nedenlerden dolayı, İngilizce dünyanın neredeyse yaklaşık üçte biri tarafından birinci ya da ikinci dil olarak konuşulmaktadır. Uluslararası diplomasi, denizcilik, havacılık, bilim dünyası, medya, uluslararası ticaret gibi çeşitli alanlarda hâkim dil olması nedeniyle, İngilizce bilmek iletişim çağında yer almak isteyenler açısından önem taşımaktadır. Bilim dünyasında düzenlenen uluslararası etkinliklerin ortak dil olarak İngilizceyi seçmeleri, eser ve çalışmaların uluslararası yayın dili olarak çoğunlukla İngilizce yayınlanması akademik dünyada da İngilizceyi ön plana taşımaktadır. Yabancı dil eğitiminde yirminci yüzyılın ortalarından bu güne dilde yeterlilik ve dilde yetkinlik kavramları üzerinde çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Chomsky (1965) dilde yetkinliği ideal bir ortamda konuşan ve dinleyen tarafından gerçekleştirilen zihinsel bir kapasite olarak tanımlamasının ardından, farklı görüşler ortaya atan Hymes (1972) dilde yetkinlik ve işlevselliğin birbirleriyle bağlantılı olduğu savını ortaya sürmüştür. Bu savın yabancı dil öğretiminde yansımaları gecikmemiş, yabancı dil öğrenmenin sadece temel gramer kurallarını bilmek değil, ayrıca o dili anadili olarak konuşan kişilerin dil becerilerine sahip olmak olduğunu öne süren iletişimsel öğretim yaklaşımı gelişmiştir (Savignon, 1972; Rivers,1973). Bu yaklaşımın sonucunda iletişimsel yetkinlik (communicative competence) kavramının kapsamı gramer yetkinliği, sosyo-linguistik yetkinlik ve stratejik yetkinlik şeklinde genişlemiştir (Canale and Swain, 1980). Canale (1983) daha sonraki çalışmalarında iletişimsel yetkinliğe tutarlılık ve bütünlük kavramlarını ilave etmiştir. İletişimsel yetkinlik yabancı dilin nasıl ölçülüp değerlendirilmesi gerektiği hakkında da çeşitli araştırmalara konu olmuş (Cooper, 1968; Jacobitz, 1969; Bierie, 1971; Canale and Swain, 1980), Avrupa Topluluğu Ortak Çerçeve Dil Programının (2001) bilimsel temeli oluşturmuştur. . Yabancı dil olarak İngilizce eğitimi Türkiye’de istenen başarı düzeyine ulaşamamıştır. Gerek yurt içi gerekse yurtdışında Türkiye’nin yabancı dil eğitimi sorunu çeşitli platformlarda dile getirilmiştir (Demirel 1999; MEB, 2006; Işık, 2008, Education First,2011). Konu ile ilgili yetkililerin uğraş ve çabaları ne yazık ki sorunun çözümünde şu ana kadar istenen sonucu sağlayabilmiş değildir (European Commission, 2006). Uygulamaya konulmaya çalışılan çeşitli eğitim programlarına rağmen öğretmen merkezli geleneksel öğretim anlayışının hâkimiyetini sürdürmesi, çeşitli planlama hataları bu sorunun nedenleri arasında ifade edilmiştir (Demirel, 1999). Yüksek Öğretim Kurulu 26 Mart 2010 tarihinde aldığı kararla Türkiye’nin çeşitli bölge ve illerinde yeni açılmış üniversitelerde görevlendirilecek geleceğin öğretim üyelerini yetiştirmek amacıyla Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) adlı bir program başlatmıştır. Bu karara göre belirli ölçütlere göre seçilen öğretim üyesi adayları Türkiye’de lisansüstü eğitim veren çeşitli bölge ve illerdeki üniversitelerde yüksek lisans ve doktoralarını tamamladıktan sonra kadrolarının bulunduğu üniversitelerde görevlerine başlayacaklardır. ÖYP aynı zamanda adayların İngilizce eğitimine de öncelik vermiş ve bu amaçla KPDS, ÜDS ve bu sınavlara denk olarak kabul edilen çeşitli uluslar arası sınavlardan yönetmelikçe belirlenen puanların altında alanlara Türkiye’deki belirli üniversitelerde yabancı dil olarak İngilizce eğitimi almaları hususunda gerekli kaynak ve imkânları sağlamıştır. YÖK ve ilgili üniversiteler arasında yapılan protokole göre Yabancı Dil eğitimi hedeflerinin arasında öğrencilerin dört dil becerisini kullanabilmeleri ve ayrıca KPDS, ÜDS ve bunlara denkliği tanınmış diğer sınavlardan geçerli notu alabilmeleri hedef davranış olarak programda yer almıştır. Selçuk Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu yürüttüğü yabancı dil eğitim programı süresince öğrencilere iletişimsel yetkinlik kazandırmak amacıyla okuma, dinleme, yazma ve konuşma gibi becerileri geliştirmeye yönelik çoklu medya araçlarıyla desteklenmiş bir eğitim programı uygulamıştır. Kasım 2010 ve Mayıs 2011 tarihleri arasında 25 hafta süren eğitim sürecine 48 öğretim üyesi adayı katılmıştır. Yabancı dil bilgi ve beceri düzeyi belirleme sınavı ve yapılan mülakatlar sonucunda ihtiyaç analizi yapılmış ve öğrencilerin üç farklı seviyeye ayrılarak eğitim almaları uygun görülmüştür. Eğitim materyali olarak öğrencilerin okuma, yazma, dinleme ve konuşma becerilerini geliştirmelerine yardımcı olacak kitaplar seçilmiş ve yansıtım makinesi ile desteklenmiş sınıflarda eğitim gerçekleştirilmiştir. Ayrıca öğrencilerin ders saatleri dışında faydalanabilmeleri amacıyla çeşitli yabancı dil etkinliklerini içeren programların yüklendiği 50 bilgisayardan oluşan iki derslik hazırlanmıştır. Bu çalışmanın araştırmacıları Selçuk Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu ÖYP Yabancı Dil eğitim programının hazırlayıcısı ve yürütücüleri olarak program ekibi arasında yer almışlardır. Programın değerlendirilmesi amacıyla yapılan bu çalışma nitel bir araştırma olup, programda yer alan yirmi dokuz katılımcı ve dört öğretmenin görüş ve düşüncelerini tespit etmeye çalışmıştır. Araştırmacılar tarafından hazırlanan anket formu yeterlilik (proficiency) ve yetkinlik (competence) hakkında on dört açık uçlu sorudan oluşmuştur. Bu soruları öğrenciler yazılı olarak cevaplamışlardır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesi sonucunda iki önemli nokta dikkat çekici bulunmuştur. Bunlardan ilki öğrencilerin akademik dil becerileri bir başka deyişle dilde yetkinliklerini değerlendirirken okuma becerileri ve gramer bilgilerinin arttığını, bununla birlikte konuşma, dinleme ve yazma gibi becerilerinin ise gelişmediğini ifade etmeleridir. Öğrencilerin dünyayla iletişime geçebilmek için konuşabilmeyi ve yazabilmeyi istemeleri de dil yetkinliği konusunda farkındalıklarını bildirmeleri açısından dikkat çekici bulunmuştur. Diğer bulgu öğrencilerin programın hedefleri nedeniyle düştükleri ikilemi ortaya koymaktadır. Öğrenciler bir taraftan Öğretim Üyesi Yetiştirme Programının şartlarından biri olan KDS ve ÜDS’ yi geçmeyi hedeflerken, diğer taraftan bu sınavların sadece kelime ve gramer bilgisi ile okuma becerilerini ölçer olması nedeniyle akademik hayatları için şart olan konuşma, yazma ve dinleme becerileri ihmal etmelerinden dolayı duydukları rahatsızlığı ifade etmişlerdir. Bulguların değerlendirilmesi sonucunda araştırmacılar öğrencilerin dilde yetkinliğin önemini kavramış olmalarını olumlu bir sonuç olarak tespit etmişlerdir. İletişimsel yetkinlik bireylerin yazılı ve sözlü metinleri sadece anlamaları değil aynı zamanda üretebilmelerini de gerekli kıldığı için, geleceğin öğretim üyelerinin bu yetkinliğin öneminin farkında olmaları ve bunun geliştirilmesi konusunda kendilerini sorumlu hissetmeleri bu sonucun olumlu olarak değerlendirilmesinin bir sebebidir. Bu noktada önem arz eden husus öğretmen merkezli eğitim sürecinden geçmiş yetişkin bireylerin özerk öğrenebilmeleri için gerekli eğitim programlarının hazırlanması gerekliliğidir. Araştırmacılar özerk öğrenme yetisinin kazanılabilmesi için ileri düşünme becerilerinin yabancı dil eğitimine aşılanması, bilişsel akıcılık, iletişimsel akıcılık ve bu ikisi arasındaki ilişki hakkında kuramsal ve deneysel araştırmalar yapılmasını önermektedirler. Bir diğer bulgu değerlendirmesi sonucuna göre Öğretim Üyesi Yetiştirme Programında ölçme aracı olarak konulan KPDS ve ÜDS isimli sınavlar dört dil becerisinin hepsini ölçmedikleri için programın hedefleriyle çelişmekte ve katılımcıların ikileme düşmesine yol açmaktadır. Bireylerin düşünme becerilerini ve farklı öğrenme stillerini dikkate alan sınavlarla ölçme ve değerlendirme yapılması araştırmacılar tarafından ortaya konulan bir diğer öneridir. Araştırmanın konusu olan dilde yetkinliğe ulaşmada önemli yer tutan sınavların aynı zamanda uluslararası bilim dünyasında geçerliliği olan sınavlar olarak tespit edilmesi geleceğin öğretim üyelerini olası yurtdışı eğitim süreçlerine geçişlerine imkân sağlamaları açısından da önem taşımaktadır. Bu çalışma nüfusunun yarısı gibi büyük bir oranda genç nüfusa sahip olan bir ülke olan Türkiye’de son yıllarda yabancı dil eğitimi ile ilgili atılmış kapsamlı bir adım olan Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı ile ilgili veriler sunması açısından önemlidir. Programın değerlendirilmesi ve geliştirilmesi sadece yabancı dil eğitiminde değil, yetişkin eğitimi, lisansüstü eğitim, hayat boyu öğrenme gibi konular ve bunların yansımaları üzerinde de etkiler yaratacaktır.
Academicians in Turkey are among the groups who have most problems with learning English as foreign English. The Higher Education Council (HEC) launched a comprehensive program called ÖYP (Öğretim Elemanı Yetiştirme Programı) to train prospective academic staff in Turkey, which requires research assistants to get an acceptable score from the language proficiency exams. However, it is also a fact that language competence is another challenge for academicians to carry out their studies efficiently in their academic life. The researchers in this study, who took part in the language education of these prospective academicians, aim to show how performance and competence have interacted during the educational process. The qualified data gathering method was used to present the opinions of both the participants and the teachers. The finding that the participants feel themselves in dilemma between competence and performance is significant in terms of curriculum development.
Academicians in Turkey are among the groups who have most problems with learning English as foreign English. The Higher Education Council (HEC) launched a comprehensive program called ÖYP (Öğretim Elemanı Yetiştirme Programı) to train prospective academic staff in Turkey, which requires research assistants to get an acceptable score from the language proficiency exams. However, it is also a fact that language competence is another challenge for academicians to carry out their studies efficiently in their academic life. The researchers in this study, who took part in the language education of these prospective academicians, aim to show how performance and competence have interacted during the educational process. The qualified data gathering method was used to present the opinions of both the participants and the teachers. The finding that the participants feel themselves in dilemma between competence and performance is significant in terms of curriculum development.
Açıklama
Anahtar Kelimeler
İletişimsel yetkinlik, öğretim ve ölçme, program değerlendirme, Communicative competence, teaching and assessment, program evaluation
Kaynak
Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi
WoS Q Değeri
Scopus Q Değeri
Cilt
Sayı
29
Künye
Güven, Z. Z., Brewster, M. T., (2013). Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı Strateji ve Uygulamaları: Selçuk Üniversitesi Örneği. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 29, 99-109.