A Trial to Understand the Concept of Fair Trial
Yükleniyor...
Dosyalar
Tarih
2016
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Selçuk Üniversitesi
Erişim Hakkı
info:eu-repo/semantics/openAccess
Özet
Upon the infusion of science and technology into the every aspect of life, the state mechanism, as the most developed and organised institution in the society, has acquired the right to enter into the most private spheres either as regulator or as protector of rights. The only guarantee against the unprecedented and irresistible enlargement of the state mechanism in all modern societies is the judicial protection of human rights fairly and effectively. It is universally accepted that right to a fair trial is one of the core human rights and cornerstone of protection mechanisms. The European Court of Human Rights depicts the fair trial as a basic principle of the rule of law in a democratic society and aims to secure the right to a proper administration of justice. Although there is a wide accepted tendency nowadays on considering human rights as a product of western civilisation, the concept of human rights is not a registered item of a particular civilisation, geographic region, culture or country. Therefore, the concept of fair trial has various national, philosophical, judicial, historical and geographical dimensions and a rich diversity of ideas prevails on its definition. It is almost impossible to formulate the concept of fair trial exhaustively, or to assert a universally accepted definition due to extensive case-law of various national and international judicial instances, different legal traditions and abundance of academic literature on the issue. Nevertheless, it is worth searching the meaning, scope and sources of the fair trial in order to provide a solid basis to understand it. The term fair trial represents a universal value and a common fruit of international human rights law which has, in one sense, cultural and historical roots in many legal traditions.
Toplum içinde en gelişmiş ve örgütlenmiş kurum konumunda olan devlet mekanizması, bilim ve teknolojinin hayatın her safhasına nüfuz etmesiyle birlikte, gerek kural koyucu gerekse hakların koruyucusu olarak en özel kişisel alanlara girme hakkını elde etmiştir. Tüm modern toplumlardaki devlet mekanizmasının bu önceden görülmemiş ve önlenemez büyümesinin önündeki tek sigorta, insan haklarının yargısal sistemler tarafından etkin ve âdil olarak korunmasıdır. Adil yargılanma hakkının, temel insan haklarından birisi ve koruma mekanizmlarının temel taşı olduğu evrensel olarak kabul edilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi âdil yargılanmayı, yargının doğru işlemesini garanti altına alan ve demokratik bir toplumda hukukun üstünlüğünün temel prensibi olarak betimlemiştir. Günümüzde insan haklarını, Batı Medeniyeti’nin bir ürünü olarak görme yaygın bir eğilim olsa da, insan hakları kavramı belirli bir medeniyetin, coğrafyanın, kültürün veya ülkenin tescilli malı değildir. Bu nedenle, adil yargılanma kavramının da ulusal, felsefi, yargısal, tarihsel ve coğrafi boyutları vardır ve tanımı konusunda geniş fikir farklılıkları mevcuttur. Adil yargılanma kavramını eksiksiz olarak formüle etme ya da evrensel olarak kabul edilmiş bir tanımı ileri sürme, çeşitli ulusal ve uluslararası yargısal mercilerinin ayrıntılı içtihatları, farklı hukuk gelenekleri ve bu konudaki akademik kaynakların çokluğu ve çeşitliliği nedeniyle neredeyse imkansızdır. Ancak yine de, adil yargılanma kavramının sağlam bir temelde anlaşılması için anlamını, kapsamını ve kaynaklarını araştırmaya değer. Adil yargılanma terimi evrensel bir değeri temsil etmektedir ve uluslararası insan hakları hukukunun, bir anlamda pek çok hukuk geleneğinde kültürel ve tarihsel kökleri olan, ortak bir meyvesidir.
Toplum içinde en gelişmiş ve örgütlenmiş kurum konumunda olan devlet mekanizması, bilim ve teknolojinin hayatın her safhasına nüfuz etmesiyle birlikte, gerek kural koyucu gerekse hakların koruyucusu olarak en özel kişisel alanlara girme hakkını elde etmiştir. Tüm modern toplumlardaki devlet mekanizmasının bu önceden görülmemiş ve önlenemez büyümesinin önündeki tek sigorta, insan haklarının yargısal sistemler tarafından etkin ve âdil olarak korunmasıdır. Adil yargılanma hakkının, temel insan haklarından birisi ve koruma mekanizmlarının temel taşı olduğu evrensel olarak kabul edilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi âdil yargılanmayı, yargının doğru işlemesini garanti altına alan ve demokratik bir toplumda hukukun üstünlüğünün temel prensibi olarak betimlemiştir. Günümüzde insan haklarını, Batı Medeniyeti’nin bir ürünü olarak görme yaygın bir eğilim olsa da, insan hakları kavramı belirli bir medeniyetin, coğrafyanın, kültürün veya ülkenin tescilli malı değildir. Bu nedenle, adil yargılanma kavramının da ulusal, felsefi, yargısal, tarihsel ve coğrafi boyutları vardır ve tanımı konusunda geniş fikir farklılıkları mevcuttur. Adil yargılanma kavramını eksiksiz olarak formüle etme ya da evrensel olarak kabul edilmiş bir tanımı ileri sürme, çeşitli ulusal ve uluslararası yargısal mercilerinin ayrıntılı içtihatları, farklı hukuk gelenekleri ve bu konudaki akademik kaynakların çokluğu ve çeşitliliği nedeniyle neredeyse imkansızdır. Ancak yine de, adil yargılanma kavramının sağlam bir temelde anlaşılması için anlamını, kapsamını ve kaynaklarını araştırmaya değer. Adil yargılanma terimi evrensel bir değeri temsil etmektedir ve uluslararası insan hakları hukukunun, bir anlamda pek çok hukuk geleneğinde kültürel ve tarihsel kökleri olan, ortak bir meyvesidir.
Açıklama
Anahtar Kelimeler
Fair Trial, Due Process Clause, Definition of Fair Trial, Scope of a Fair Trial, Sources of Fair Trial Principles, Adil Yargılanma, (Adil) Usul Şartı, Adil Yargılanmanın Tanımı, Adil Yargılanmanın Kapsamı, Adil Yargılanma İlkelerinin Kaynakları
Kaynak
Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi
WoS Q Değeri
Scopus Q Değeri
Cilt
Sayı
35
Künye
Kılınç, B., (2016). A Trial to Understand the Concept of Fair Trial. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 35, 315-324.