Türkiye’de Subjektif Yoksulluğu Belirleyen Faktörlerin Genelleştirilmiş Sıralı Logit Modelle Analizi

Yükleniyor...
Küçük Resim

Tarih

2022

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Selçuk Üniversitesi

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

Yoksulluk, genel olarak kimin yoksul olarak kabul edildiği incelenerek tanımlanabilir. Öte yandan bireylerin ya da hanelerin eşitsizlikler dünyasında kendi konumlarına ilişkin inançları olarak da tanımlanabilir. Genel olarak yoksulluk oranları hesaplanırken en yaygın kullanılan ölçü gelir düzeyi olmaktadır. Bunun dışında çocuk sayısı, yaş, eğitim durumu, işgücü piyasasındaki durumları da nesnel yoksulluğu tanımlamada temel olarak kullanılabilir. Literatürde yaygın olarak objektif yoksulluk; mutlak ve göreli yoksulluk konuları incelenirken, subjektif yoksulluk kavramı da artık üzerinde durulan önemli bir kavram haline gelmiştir. Bu çalışmada belirleyici faktörler subjektif yoksulluğu incelenmiştir. Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırmasından (GYKA) derlenen verilerle Genelleştirilmiş Sıralı Logit modeli kullanılarak ampirik bir analiz yapılmıştır. Subjektif yoksulluk algısı bakımından çalışmada kullanılan bağımlı değişken hanehalklarının “mevcut hanehalkı ile geçinebilme” durumlarıdır. Altı sıralı kategoriden oluşan bağımlı değişkene karşılık; yaş*, cinsiyet*, eğitim*, medeni durum, konut mülkiyeti*, toplam çalışma süresi*, yıllık fert geliri*, yıllık hanehalkı geliri*, hanehalkı fert sayısı gibi demografik değişkenlerdir. Bu değişkenlerden bazıları istatistiksel olarak önemli (p <0,05) bulunmuştur. Bağımlı değişkenin kategorilerine göre bireylerin kendilerini yoksul hissetme algıları; eğitim düzeyi arttıkça azalırken, toplam çalışma süresi arttıkça artmaktadır. Hanehalkı gelirindeki bir birimlik artış geçinmeyi çok kolay bulma algısını (OR=14,85) arttırmaktadır.
Poverty can be defined by examining who is generally considered poor. On the other hand, it can also be defined as the beliefs of individuals or households about their own position in the world of inequalities. In general, the most commonly used measure when calculating poverty rates is income level. Apart from this, the number of children, age, education level, and their situation in the labor market can also be used as a basis for defining objective poverty. Objective poverty is common in the literature; While the subjects of absolute and relative poverty are being examined, the concept of subjective poverty has become an important concept that is emphasized. In this study, determining factors subjective poverty were examined. An empirical analysis was made using the Generalized Ordinal Logit Model with the data compiled from the Income and Living Conditions Survey (TR-SILC) of the Turkish Statistical Institute (TURKSTAT). In terms of subjective poverty perception, the dependent variable used in the study is the households' "being able to get along with the current household". In response to the dependent variable consisting of six ordered categories; demographic variables such as age*, gender*, education*, marital status, residence ownership*, total working time*, annual individual income*, annual household income*, number of household members. Some of these variables were found to be statistically significant (p <0.05). Perceptions of individuals to feel poor according to the categories of the dependent variable; It decreases as the level of education increases and increases as the total working time increases. A one-unit increase in household income increases the perception of finding it easy to get along (OR=14.85).

Açıklama

Anahtar Kelimeler

Yoksulluk, Subjektif Yoksulluk, Genelleştirilmiş Sıralı Logit Model, Poverty, Subjective Poverty, Generalized Ordered Logit Model

Kaynak

Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

Sayı

47

Künye

Öksüz N. N., (2022). Türkiye’de Subjektif Yoksulluğu Belirleyen Faktörlerin Genelleştirilmiş Sıralı Logit Modelle Analizi. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 47, 74-92. DOI: 10.52642/susbed.1011809