Aşık Gamgüder : Hayatı, sanatı, eserleri

Yükleniyor...
Küçük Resim

Tarih

2012-05-10

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

Farklı kültür coğrafyalarında büyük devletler kurmakla kalmayıp bulunduğu coğrafyanın medeniyet temsilcisi de olmuş Türk milleti büyük yürüyüşleri sırasında daima farklı kültürlerle iletişim halinde olmuş; bu da, kültürel anlamda, karşılıklı etkileşimlerin doğmasını sağlamıştır. Bu etkileşimler sonucunda bir yandan farklı ürünleri ortaya koyan milletimiz diğer yandan kendi harsından doğan kültür ve sanat hayatını terk etmemiş, bir kısım değişikliklerle birlikte milli kültürünü ve onun bir sonucu olan milli sanatını da yaşatmayı bilmiştir. İki telli sazının eşliğinde (kopuz) destanlar, kır türküleri, sevda şiirleri söyleyen şaman zaman içerisinde evrilerek diğer bütün vazifelerinden soyunup,salt sanatçı kimliği ile şiirler söyleyen âşık olmuştur.Türklerin İslamiyeti kabulünden sonraki süreçte, her ne kadar Âşıklık geleneğine dair bir ip ucuna sahip değilsek, kendisinden öncekilere dair tarih bir kayıt düşmemişse de, XVI. yüzyılda karşımıza çıkan Köroğlu, , şiirlerindeki yapı ve söyleyiş sağlamlığı ile aslında kendisinin bir sanat kolunun başlatıcından çok tekâmüle erdireni olduğunu ilan eder.XVII. yüzyıl bir Karacaoğlan şiirleri resmi geçidine tanıklık ederken bu şiirin yalnız göçer işi değil kalem erbabı yerleşiklerin de şiiri olduğunu ispat eden Âşık Ömer ve Gevherî gibi ustaları da kayıt altına alır. XVIII. yüzyılda bir duraklama dönemi yaşayan bu şiir kolu mutasavvıf şair İbrahim Hakkı ile Divan şiirinin son iki zirvesi olan Nedim ile Şeyh Galib'in aralarından sıyrılıp sivrilebilecek bir şair çıkaramamıştır ne yazık ki. XIX. yüzyılda yeni bir hamle ile, yıldızı sönmeye yüz tutan Divan şiirine inat Ruhsatî, Şenlik, Dadaloğlu, Sümmani gibi parlak yıldızlar çıkaran Âşık edebiyatı ne yazık ki 20. Yüzyılda teknoloji ile birleşen moderniteye yenik düşmekten kurtulamaz. Geleneğin güçlülüğü, birkaç rötuşla da olsa sanatın devamını sağlamış ve -başta Doğu Anadolu, Güney Anadolu ve İç Anadolu olmak üzere- varlığını sürdürmeye devam etmiştir. Ağrı, Âşıklık geleneğinin güçlü olarak yaşadığı bir yer olmakla birlikte tarihi ve kültürel dokusu kendisinden daha eski ve dominant karakterler gösteren komşu illerin hegemonyasını kıramamış, bu alandaki değerlerimiz il sınırlarının dışına çıkamamışlardır çoğunlukla. Âşık Çağlayan ve Âşık Gamgüder'le bu makus talih nispeten yenilmişse de onların da edebiyat tarihimizde bihakkın yerlerini aldıkları söylenemez. Özellikle farklı ve özgün söyleyişine, kültürel derinliğine, Türk dilinin inceliklerine vakıf oluşuna ve bu şiir dalının gerektirdiği bilgi ve yeteneği şahsında birleştirmesine rağmen değeri yeterince anlaşılamamış ya da hakkındaki kıymet hükmü eksik verilmişlerin başında gelen Âşık Gamgüder'in aşk, gurbet, hasret, ayrılık acısı gibi bireysel konulu şiirlerinin yanı sıra dinî ve milli muhtevalı 200 şiirini beğeninize sunarken tahlillerimizi de bu şiirlerden hareketle yaptık. Tecnis, Cığalı Tecnis, Satranç, Koşma, Semai gibi saz şiirinin nazım şekillerinin yanı sıra Tasavvuf şiirinin, Divan şiirinin ve Modern şiirin de güzel örneklerini veren Gamgüder her kesimden herkesin zevkle okuduğu bir şair olarak edebiyat tarihimizde layık olduğu yeri alacaktır inancını taşıyarak başladığımız bu çalışma ile bir yandan memleketimde var edilmiş bu milli kültürün kayda geçmesi amacını güderken öte yandan, yazılar ve tanıklar eşliğinde, Âşık Gamgüder'in hayatını, fikirlerini, ilke ve ülkülerini, sanat anlayışını ve sanatının özelliklerini tanıtmaya; genelde Türk edebiyatında özelde ise Saz şiirindeki yerini tespite çalıştık.
During their great walk, by constantly being in communication with other various cultures, the Turkish nation not only had established great states in different cultural geographies, it also had become a representative of civilazition in their respective geography; this has led to cultural interactive relations.As a result of these interactions, our nation by producing different works of art hasn?t abondoned the cultural and artistic life, by making a couple of changes, it has known to make its own culture and as a result of it its national art to stay alive.The shamanist who once read love poems, country folk songs with the two-string instrument named `kopuz?, in time has evolved into a singer who reads poems merely with his artistic identity away from all responsibilities.During the period after which the Turks accepted Islam, even though we have no clue for the tradition of `Aşıklık???( Minstrelling??)and the history had no record of its predecessors , by Köroğlu who we meet in the 16th century declares that he in fact had been the one who advanced this branch of art , not the one who had started it.The 17th century while witnessing a parade of Karacaoğlan poems, it also enregisters the masters like Aşık Ömer and Gevheri who proves that this poetry is at the same time the poem of not only the work of the nomadic but also settled expert poets.This branch of poem unfortunately has experienced a standstill period in the 17th century and couldn?t have given forth even one poet who could leave the mystic poet İbrahim Hakkı and two latest peaks of the Ottoman Poetry Nedim and Şeyh Galib behind.With a brand new break through, Minstrel Literature has introduced bright stars like Ruhsati, Şenlik, Dadaloğlu, Sümmani and this was just to spite the Ottoman poetry that was dying. Unfortunately it was defeated by the modernity combined with technology in the 20th century.The strength of the tradition had led to the permanence of the art and survived mainly in Eastern Anatolia, South Anatolia and Central Anatolia.Although Ağrı is a place where the tradition of singers had been experienced deeply, it couldn?t have broken the hegemony of the culturally older and more dominant neighbouring cities, so our values often couldn?t have left the borders of the city.By Minstrel Çağlayan and Minstrel Gamgüder, this ill fate had comparatively been beaten. However it cannot be said that they are situtated properly in our Literature History.Minstrel Gamgüder is one of the leading ones who hasn?t been appreciated and inadequately doomed though he had had very authentic and different utterance, cultural depth, his acquaintance with the details of the Turkish Language and his combination of knowledge and ability required by this poetry branch.At the beginning of this study, we had the belief that Gamgüder who gave the beautiful examples of Islamic Mysticism, Ottoman and even Modern poetry as well as minstrel poetry?s poetry forms like Tecnis, Cığalı Tecnis, Satranç, Koşma, Semai will hold the place he deserved in our Literature History by being a poet read by everyone tastefully. Our aim was to put this present national culture that has been brought into existance in our homeland in record, on the other hand accompanied by scripture and witnesses, to introduce Gamgüder?s life, ideas, principals and ideals, sense of art and the properties of his art and to determine the place of it in Turkish Literature in general, the place of it in Minstrel poetry in particular.

Açıklama

Anahtar Kelimeler

Aşık Gamgüder, Aşıklık geleneği, Minstrel tradition, Biyografi, Biography, Halk şiiri, Folk poetry

Kaynak

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

Sayı

Künye

Kılıç, M. Z. (2012). Aşık Gamgüder : Hayatı, sanatı, eserleri. Selçuk Üniversitesi, Yayımlanmış yüksek lisans tezi, Konya.