Karaparanın Aklanması Sorunu: Bir Türkiye Perspektifi

Loading...
Thumbnail Image

Date

2012

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Selçuk Üniversitesi

Access Rights

info:eu-repo/semantics/openAccess

Abstract

Birçok suç için başlıca motivasyon kaynağı paradır. Çünkü bireyler, hatta ülkeler bile sahip oldukları ekonomik güce göre itibar görmektedirler. Soğuk savaş sonrası oluşan barışçıl atmosferin de etkisiyle oluşan küreselleşme ve finansal liberalizasyon rüzgarı, ülkeler için askeri veya nüfusa dayalı gücün yerine ekonomik gücün ön plana çıkmasına yol açmıştır. Diğer bir ifadeyle, modern çağda para, güç için tek kriter haline gelmiştir. Paranın getirdiği güç, insan hayatının her kademesine sirayet etmiştir. Karaparanın aklanması ülkelerin hukuki düzenlerine karşı büyük bir tehlike unsuru olmakla birlikte hükümetlerin, finansal kuruluşların ve ekonomik hayatın bütünlüğü, güvenirliliği ve istikrarını tehdit etmektedir. Hızla yaşanan küreselleşme süreci, finansal sektörde benimsenen liberal politikalar ve yüksek teknoloji ürünü telekomünikasyon araçlarının da etkisiyle hızla yaygınlaşan karaparanın aklanması suçu, günümüzde bütün dünya ülkelerini her zamankinden daha fazla tehdit etmektedir. Sınıraşan organize suç örgütleri başta uyuşturucu kaçakçılığı, insan ticareti ve göçmen kaçakçılığı, silah kaçakçılığı ve tarihi eser kaçakçılığı olmak üzere iştigal ettikleri yasa dışı faaliyetler üzerinden çok büyük karlar elde etmektedirler. Karaparanın aklanması suçu ile ilgili yürütülen soruşturmaların zorluğu ve karmaşıklığı sadece gelişmekte olan ülkeler için değil, modern ve gelişmiş ülkeler için de son derece zor bir süreç olarak ortaya çıkmaktadır. Türkiye ise, karaparanın aklanmasına karşı yürütülen mücadeleyi zorlaştıran ve bu yönüyle ülkemizi diğer ülkelerden ayıran ekstra engellerle mücadele etmek zorundadır. Bu makalede ana hatlarıyla Türkiye’de kara paranın aklanması probleminin ortaya çıkış ve gelişim süreçleri ile ülkemizin karaparanın aklanması ile mücadelede gerek ulusal, gerekse de uluslararası alanda ortaya koyduğu girişimlerin incelenmesi hedeflenmektedir. Türkiye’de Karaparanın Aklanması Suçunun Tarihi Gelişimi Yolsuzluk ve karaparanın aklanması gibi kavramlar yaklaşık son yirmi yıldır ülke gündeminde ciddi yer işgal etmeye başlamıştır. Ancak, Türkiye’de karaparanın aklanması suçunun sistematik bir şekilde işlenmeye başlanması 1960’lı yıllara dayanmaktadır. Bu yıllarda karaparanın en büyük kaynağını uyuşturucu kaçakçılığı oluştururken, 1990’lı yıllara geldiğimizde bu durum değişmeye başlamış ve vergi kaçakçılığı en büyük karapara kaynağı haline gelmiştir. 2000’li yılların ortalarında Türkiye ekonomisinin yaklaşık yarısının kayıt dışı olduğu tahmin edilmektedir. Vergi kaçakçılığı ve uyuşturucu kaçakçılığı haricinde Türkiye’de kara paranın kaynağını oluşturan başlıca suç türleri insan ticareti ve göçmen kaçakçılığı, tarihi eser kaçakçılığı ve silah kaçakçılığı olarak ifade edilmektedir. Türkiye’de Karapara ile Mücadelede Uluslararası Girişimler Son yirmi yıl içerisinde Türkiye, karapara ile mücadele alanında yürütülen hemen hemen bütün uluslararası girişimler içerisinde aktif bir şekilde yer almıştır. Bu girişimlerin sonucu olarak ülkemiz şu an sınıraşan suçlarla mücadelede çok taraflı işbirliğini öngören birçok uluslararası anlaşmaya taraf olmuştur. Özellikle karapara ile mücadele alanında Türkiye 1991 yılından itibaren Mali Eylem Görev Gücü’nün (FATF) üyesidir. Bu üyelik sürecinde Türkiye finansal sektörde hayata geçirdiği düzenlemelerle FATF tavsiye kararlarının büyük çoğunluğunu yerine getirmiştir. Türkiye ayrıca 1998 yılından itibaren karapara ile mücadelede önemli bir küresel aktör olan Egmont Grubu’nun üyesidir. Türkiye’de Karapara ile Mücadelede Yasal Mevzuatın Gelişimi Karaparanın aklanması suçu, Türkiye’de ilk defa 1996 yılında yürürlüğe giren “4208 Sayılı Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanun” ile bağımsız bir suç türü olarak tanınmıştır. Bu manada söz konusu kanun, Türkiye’nin karapara ile mücadelesinde önemli bir köşe taşı olarak kabul edilmektedir. 4208 Sayılı Kanun’un Türkiye’de karapara ile mücadeleye sağladığı en büyük katkı Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun (MASAK) kurulması olmuştur. Ülkemizin Mali İstihbarat Birimi (FIU) olarak görev yapan MASAK, karapara ile mücadele alanında veri toplama, analiz ve değerlendirme, denetim, inceleme, koordinasyon ve politika belirleme ve mevzuat geliştirme fonksiyonlarını icra etmektedir. 4208 Sayılı Kanun her ne kadar Türkiye’nin karapara ile mücadelesine büyük katkı yapmış olsa da zamanla kanunun birçok açıdan eksikliklerinin bulunduğu ve mücadelede yetersiz kaldığı görülmüştür. Bu doğrultuda daha etkin bir mücadele için yeni bir kanun arayışları hız kazanmıştır. 2006 yılının Ekim ayında yürürlüğe giren “5549 Sayılı Suç Gelirlerinin Aklanması Hakkında Kanun” ile 4208 Sayılı Kanun’da yer alan eksikliklerin giderilmesi ve karaparanın aklanması suçuna karşı daha etkin bir mücadelenin yürütülmesi hedeflenmiştir. Bu kanun ile 4208 Sayılı Kanun’un kontrollü teslimat hükümleri hariç bütün hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır. Kanunda ayrıca MASAK’ın görev ve yetkileri yeniden tanımlanmıştır. 5549 Sayılı Kanun uluslararası çevrelerde takdirle karşılanmış ve Avrupa Birliği Türkiye ilerleme raporlarında geniş yer bulmuştur. Türkiye’nin Karapara ile Mücadelesini Olumsuz Yönde Etkileyen Faktörler Türkiye’de karaparanın önemli bir bölümünü uyuşturucu kaçakçılığından elde edilen suç gelirleri oluşturmaktadır. Bu doğrultuda Türkiye’de karaparaya karşı etkin bir mücadelenin yürütülebilmesi için uyuşturucu kaçakçılığının önüne geçilmesi gerekmektedir. Ancak, Asya ve Avrupa kıtaları arasında bir köprü pozisyonunda bulunan ülkemizin coğrafi konumu, sınıraşan organize suç grupları için son derece elverişli bir zemin oluşturmaktadır. Afganistan’da üretilen eroinin en büyük tüketici pazar konumunda olan Avrupa ülkelerine yapılan kaçakçılığında Türkiye, önemli bir transit ülke konumundadır ve bu kaçakçılıktan olumsuz bir şekilde etkilenmektedir. Benzer durum göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti için de geçerlidir. Türkiye’de karaparanın diğer bir büyük kaynağını da vergi kaçakçılığı oluşturmaktadır. Hatta 1990’lı yıllardan sonra vergi kaçakçılığından elde edilen yasa dışı gelirlerin uyuşturucu kaçakçılığından elde edilen suç gelirlerinin çok üzerinde olduğu tahmin edilmektedir. 2000’li yılların başlarında ekonomisinin yaklaşık yarısının kayıt dışı olduğu tahmin edilen Türkiye, söz konusu kayıt dışı ekonomiyi kayıt altına almak için son yıllarda büyük çaba sarf etmektedir. Kayıt dışılığın bu kadar büyük olduğu bir ekonomide vergi kaçakçılığı ile mücadele oldukça zorlaşmaktadır. Bu nedenle, Türkiye’de karaparaya karşı etkin bir mücadele yürütülmesinde vergi kaçakçılığının önlenmesi büyük önem taşımaktadır. Sadece Türkiye için değil, dünya genelinde karapara ile mücadeleyi zorlaştıran en büyük faktörlerden birisi kıyı bankacılığı (offshore banking) sistemidir. Genellikle vergi cenneti ülkeler (tax-heaven countries) olarak adlandırılan ülkelerde faaliyet gösteren offshore bankaları normal bankaların tabi olduğu birçok zorunluluktan muaf tutulmaktadırlar. Bu bankaların en büyük çekiciliği, işlemlerini büyük bir gizlilik içerisinde yürütmesidir. Bu sistem karapara aklayan suç grupları için büyük fırsatlar sunmaktadır. Sınıraşan suç örgütlerinin yasa dışı faaliyetlerinden elde ettikleri büyük gelirleri saklamak amacıyla son yıllarda artan bir şekilde offshore merkezlerini kullanılmaya başlamaları, yürütülen karapara soruşturmalarını oldukça zorlaştırmıştır. Offshore merkezlerinin uluslararası müşterilerine kendilerine ait finansal bilgilerin gizliliğini garanti ederek ülkelerinde yürütülen soruşturmalara karşı koruma sağladığı bilinmektedir. Sonuç Karapara soruşturmalarında yaşanan en büyük engel, bir suç ile yasal görünümlü bir ekonomik aktivitenin iç içe geçmiş olmasıdır. Bu nedenle, karapara ile mücadelede yüzde yüz başarının sağlanamayacağı artık kabul edilmektedir. Karaparanın aklanması sadece az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerin değil, gelişmiş ülkelerin de büyük bir sorunudur. Türkiye ise, diğer birçok ülkeden farklı olarak, karapara ile mücadelesinde bir takım olumsuz faktörlerin üstesinden gelmek zorundadır. Bütün zorluklara rağmen güçlü ve istikrarlı bir ekonomik büyüme için Türkiye karapara ile mücadelesini kararlılıkla sürdürmelidir.
For the majority of crimes, the primary motive is money, as individuals and even states are differentially treated depending upon their economic power. Coupled with the peaceful atmosphere of the post-Cold War era, financial liberalization and globalization of countries has resulted in economic power replacing military and demographic power. In other words, money has become the unique criteria of power in the modern age. The power of money has penetrated every aspect of human life. Thus, within the crime world, it can be argued that money laundering is the pre-eminent crime. Money laundering poses a serious challenge to the maintenance of law and order within countries, and it threatens the integrity, reliability, and stability of governments, financial institutions, and economic life. Fueled by the development of high-tech telecommunications and financial liberalization and globalization, the entire world now faces the threat of money laundering more than ever. Transnational criminal organizations make huge profits by engaging various illicit activities, mainly narcotics trafficking, the most far-reaching and profitable one, and trafficking in person, arms trafficking, trafficking in environmental products, and smuggling of art and antiquities. The difficulty and complexity of money laundering investigations is challenging not only for developing countries but also for modern and industrialized countries. As for Turkey, It has to face a number of extra impediments distinguishing it from other countries and making its fight against money laundering more difficult. This paper aims to elucidate and explain Turkey’s money laundering problem and focus on the efforts Turkey invested both at the national and international level to curb money laundering in Turkey.

Description

Keywords

karaparanın aklanması, Türkiye, suç, suç gelirleri, money laundering, crime, Turkey, proceeds of crime

Journal or Series

Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi

WoS Q Value

Scopus Q Value

Volume

Issue

28

Citation

Küçükuysal, B., Köse, Y., (2012). Karaparanın Aklanması Sorunu: Bir Türkiye Perspektifi. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 28,125-134.