Toplumsal Travma ve Basın: Türkiye-ABD İlişkilerinin Toplumsal Travma Bağlamında İncelenmesi
Yükleniyor...
Dosyalar
Tarih
2022
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Erişim Hakkı
info:eu-repo/semantics/openAccess
Özet
Toplumların kimliklerinin ve anlam haritalarının şekillenmesinde çok farklı unsurların
etkili olduğunu ifade etmek mümkündür. Travmalar da toplumsal yapıların ve toplumsal
kimliklerin şekillenmesi noktasında kurucu role sahiptirler. Bu bağlamda toplumlar için
geçmiş, önemli bir unsur olarak dikkat çekmektedir. Travma demek iz demektir ve geçmişte
yaşananlar, her toplum için belirli ölçüde izler barındırmaktadırlar. Travma, doğası gereği
geçmişin izlerini bünyesinde barındırır ve şimdiki zamana sirayet eder. Bu bağlamda
toplumların da tıpkı bireyler gibi travmalar yaşadığı, travmatik süreçler içerisinden geçtiği
belirtilmelidir. Bu noktada ise bellek meselesine dikkat çekmekte fayda vardır. Nihayetinde
travmalar bellekte yer edinirler. Belleğin dışına çıkan ya da unutulan herhangi bir olay,
travmatik olma özelliğini kaybeder. Bu çerçevede kolektif travma ve kolektif bellek
meselelerinin birlikte ele alınmaları gerekmektedir. Kolektif bellek, travmaları da kapsayan
tümel bir yapı olarak toplumlar için kurucu bir unsurdur. Toplumsal kimlik ve toplumsal
yaşam, kolektif bellek ekseninde şekillenmektedir. Dolayısıyla toplumsala dair yapılacak olan
çıkarımlarda kolektif bellek göz önünde bulundurulmalıdır. Yapılmış olan bu çalışmada da
kolektif travma ve kolektif bellek meselesi, Türkiye’nin ABD ile olan ilişkileri ekseninde
değerlendirilmeye çalışılmıştır.
Türkiye’nin ABD ile olan ilişkileri, özellikle de Missouri Zırhlısı’nın ziyaretinin
sonrasında meydana gelen gelişmeler ekseninde ele alınırken, basının genelde ise medyanın
kolektif belleğe müdahaleleri, çalışmanın temel dayanağını oluşturmuştur. Türkiye’nin ABD
ile girmiş olduğu ilişkilerin neticesinde ortaya travmatik bir anlatı çıkmıştır. Türkiye,
geçmişten bugüne değin kolektif belleğinde taşımış olduğu modernleşme ve Batılılaşma
arzusuyla ABD ile yakın ilişkiler kurmayı tercih etmiştir. Ancak bu ilişkiler, son kertede
Türkiye adına travmatik bir hal almıştır. Bu travmatik durumun ortaya çıkmasında ise basın,
son derece kritik bir rol oynamıştır. Dolayısıyla çalışmanın amacı, Türkiye-ABD ilişkilerinin
travmatik bir hale gelmesinde basının oynamış olduğu rolün belirlenmiş olan vakalar
üzerinden ortaya konulmasıdır. Bu çerçevede çalışma, 1946 yılı sonrasında meydana gelen
krizler ve kırılmalar ile sınırlandırılmıştır. Çalışmada nitel bir araştırma deseni oluşturulmuş
olup, yöntem olarak fenomenolojik yaklaşım belirlenmiştir. Çalışma kapsamında yargısal
örnekleme tekniği ile belirlenmiş olan 30 (otuz) kişi ile derinlemesine mülakat yapılmıştır.
Elde edilen veriler, belirlenmiş olan temalar ekseninde değerlendirilmiş ve iki ülke arasındaki
travmatik ilişki ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Çalışmada elde edilmiş olan verilerde de
görüldüğü üzere basın, iki ülke arasındaki ilişkilerin travmatik bir hale gelmesinde aktif bir
rol oynamıştır. Batılılaşmanın ve modernleşmenin idealize edilmesinde ve kolektif belleğin
Amerikan politikalarını destekler bir düşünce etrafında şekillendirilmesinde basının
pozisyonu geçmişten gelen düşünsel mirasın da etkisiyle Amerika tandanslı olmuştur.
It is possible to state that many different factors are effective in shaping the identities and meaning maps of societies. Traumas also have a founding role in shaping social structures and social identities. In this context, the past draws attention as an important element for societies. Trauma means scars and past experiences have traces to a certain extent for every society. Trauma, by its nature, contains traces of the past and spreads to the present. In this context, it should be noted that societies, just like individuals, experience traumas and go through traumatic processes. At this point, attention should be paid to the memory. Ultimately, traumas must have a place in the memory. Any event that goes out of memory or is forgotten loses its traumatic feature. In this context, it should be emphasized that collective trauma and collective memory issues should be considered together. Collective memory is a founding element for societies as a universal structure that includes traumas. Social identity and social life are shaped on the axis of collective memory. Therefore, collective memory should be taken into account in the inferences to be made about the social. In this study, the issue of collective trauma and collective memory has been tried to be evaluated in the axis of Turkey’s relations with the USA. While Turkey’s relations with the USA were handled in the axis of the developments that took place especially after the Missouri Battleship’s visit, the media’s interventions in the collective memory in general formed the basis of the study. So, a traumatic narrative emerged as a result of Turkey’s relations with the USA. Turkey has preferred to establish close relations with the USA, with the desire for modernization and Westernization that it has carried in its collective memory from the past to the present. However, these relations have become traumatic for Turkey. The press played an extremely critical role in the emergence of this traumatic situation. Therefore, the aim of the study is to reveal the role played by the press in the traumatic situation of Turkey-USA relations through the determined cases. In this framework, the study was limited to the crises and ruptures that occurred after 1946. In the study, a qualitative research design was created and the phenomenological approach was determined as a method. Within the scope of the study, in-depth interviews were conducted with 30 people who were determined by the judgmental sampling technique. The data obtained were evaluated in the axis of the determined themes and the traumatic relationship between the two countries was tried to be revealed. As can be seen in the data obtained in the study, the press plays an important role in the traumatic relationship between the two countries. The position of the press in idealizing westernization and modernization and shaping the collective memory around an idea that supports American policies has been inclined to America with the influence of the intellectual heritage from the past.
It is possible to state that many different factors are effective in shaping the identities and meaning maps of societies. Traumas also have a founding role in shaping social structures and social identities. In this context, the past draws attention as an important element for societies. Trauma means scars and past experiences have traces to a certain extent for every society. Trauma, by its nature, contains traces of the past and spreads to the present. In this context, it should be noted that societies, just like individuals, experience traumas and go through traumatic processes. At this point, attention should be paid to the memory. Ultimately, traumas must have a place in the memory. Any event that goes out of memory or is forgotten loses its traumatic feature. In this context, it should be emphasized that collective trauma and collective memory issues should be considered together. Collective memory is a founding element for societies as a universal structure that includes traumas. Social identity and social life are shaped on the axis of collective memory. Therefore, collective memory should be taken into account in the inferences to be made about the social. In this study, the issue of collective trauma and collective memory has been tried to be evaluated in the axis of Turkey’s relations with the USA. While Turkey’s relations with the USA were handled in the axis of the developments that took place especially after the Missouri Battleship’s visit, the media’s interventions in the collective memory in general formed the basis of the study. So, a traumatic narrative emerged as a result of Turkey’s relations with the USA. Turkey has preferred to establish close relations with the USA, with the desire for modernization and Westernization that it has carried in its collective memory from the past to the present. However, these relations have become traumatic for Turkey. The press played an extremely critical role in the emergence of this traumatic situation. Therefore, the aim of the study is to reveal the role played by the press in the traumatic situation of Turkey-USA relations through the determined cases. In this framework, the study was limited to the crises and ruptures that occurred after 1946. In the study, a qualitative research design was created and the phenomenological approach was determined as a method. Within the scope of the study, in-depth interviews were conducted with 30 people who were determined by the judgmental sampling technique. The data obtained were evaluated in the axis of the determined themes and the traumatic relationship between the two countries was tried to be revealed. As can be seen in the data obtained in the study, the press plays an important role in the traumatic relationship between the two countries. The position of the press in idealizing westernization and modernization and shaping the collective memory around an idea that supports American policies has been inclined to America with the influence of the intellectual heritage from the past.
Açıklama
Anahtar Kelimeler
Bellek, Kolektif Bellek, Kolektif Travma, Basın, Türkiye-ABD İlişkileri, Memory, Collective Memory, Collective Trauma, Press, Turkey-USA Relations
Kaynak
WoS Q Değeri
Scopus Q Değeri
Cilt
Sayı
Künye
Satır, M. E., (2022). Toplumsal Travma ve Basın: Türkiye-ABD İlişkilerinin Toplumsal Travma Bağlamında İncelenmesi. (Doktora Tezi). Selçuk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya.