Yazar "Durduran, Yasemin" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 14 / 14
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Assessment of 5556 applications submitted to the rights of patient unit of a university hospital(DRUNPP-SARAJEVO, 2012) Durduran, Yasemin; Okka, Berrin; Bodur, Said; Dindas, HamideObjective: The first step in assessing applications and the practice of the rights of patient in hospitals is the rights of patient unit. The practices the patients are not satisfied with have to be determined in great detail in order to increase the patient satisfaction. This study was carried out to explicate the applications of the patients or their relatives to the rights of patient unit. Methods: Study design: This descriptive archive study was carried out in Konya (Turkey) in April-June 2011. Setting: In the study, the applications made to the Rights of Patient Unit of Meram Medical Faculty of Selcuk University were examined. Participants: 5556 applications made in January-2006 and March-2011 were examined. Intervention(s): Register books the applications were registered in, complaint box forms, letters of applications, and the contents of the files comprising online applications were evaluated. The data were transcribed to verse forms prepared for this purpose. Main Outcome Measure(s): Independent variables of the study were demographic features; and dependent variables were the department/person to whom the complaints were brought, the complaints, and the way they were responded. Statistics: The data were coded and assessed on electronic environment. The applications were expressed in a number of ways; however, they were summed up under 10 main topics. In descriptions the percentages were used, and in comparisons chi-square was used. Results: The number of applications submitted to the rights of patient unit tended to increase. 51% of the application forms 31% of which were submitted by women were made via complaint boxes and 31% directly. 59% of the applicants were from the metropolis center, and the remaining were from long-distance. 85% of the applications were complaints, 15% were suggestions, demands, and thanks. The first three of the application cases consisted of the communication problems by 19% rate, hitch in the service by 15% rate, and disapproval of physical conditions by 13%. 41% of the applications were about persons and 59% about institutions and service procedures. The personnel complained about the most were the physicians by 41% (P<0.001). The rate of the personal applications increased every year (P<0,001). While the rate of suggestions and thanks decreased, the rate of applications about the hitch in the service increased. Conclusion: According to the findings of this study, the level of expectations of the patients and their relatives from hospitals is increasing. It can be concluded that the patients with similar problems behave more self-confidently. Increasing the communication skills and acquainting the patients with the contents of the patient rights may decrease the complaints.Öğe Assessment of effects of pre- and post-training programme for healthcare professionals about breastfeeding(I C D D R B-CENTRE HEALTH POPULATION RESEARCH, 2007) Kutlu, Ruhusen; Kara, Fatih; Durduran, Yasemin; Marakoglu, Kamile; Civi, SelmaThis retrospective study assessed the effects of pre- and post-training programme for healthcare professionals about breastfeeding. The study included 3,114 mothers who had children aged 1-72 month(s). Their knowledge and behaviours relating to breastfeeding were evaluated. The mothers were randomly divided into two groups: the 'before' group included 2,000 women who were not informed about breastfeeding, and the 'after' group comprised 1,114 women who had been informed about breastfeeding. 56.2% and 66.1% of the mothers started breastfeeding within 30 minutes after delivery, respectively, in the before and the after group (chi(2)=29.31, p<0.001). 16.7% and 36.5% gave exclusive breastfeeding for six months (chi(2) =72.85, p<0.001), and 28.5% and 23.7% stopped breastfeeding within the first five months (chi(2)=17.20, p=0.002). Ninety-four percent delivered in a hospital or in a primary healthcare centre. Therefore, prenatal and postnatal breastfeeding education and support courses may improve a woman's chance of starting and continuing to breastfeed her baby. In terms of the number of antenatal check-ups, since the differences between the two groups were significant (chi(2)=390.67, p=0.000), the importance of the training programme about breastfeeding was highlighted. Follow-up interventions after training are suggested.Öğe Bebek ölümlerinin prenatal-natal sağlık hizmet kullanımı ve demografik özelliklerle ilişkisi: Vaka-kontrol çalışması(2009) Bodur, Said; Durduran, Yasemin; Küçükkendirci, Hasan; Doğan, CananAmaç: Bu çalışma, bebek ölümlerinin sosyodemografik özellikler ve prenatal-natal sağlık hizmet alımı ile ilişkisinin belirlenmesi amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem: Bu vaka kontrol çalışması, Konya ilinde 2007 yılında yapıldı. Bir yıl boyunca il sağlık müdürlüğüne bildirimi yapılan ölen bebekler vaka grubu, birebir eşleşme yöntemiyle seçilen ve canlı doğup halen yaşayan bebekler kontrol grubu olarak alındı. 541 bebe-ğin adresine gidildi, annesinin onamı alınarak anket yardımıyla bilgi toplandı. Ayrıca, her bebeğin bebek ve ço- cuk izlem fişi ile ailesinin ev halkı tespit fişi, annesinin gebe ve loğusa izlem fişi incelendi. Çeşitli sebeplerle ulaşılamayan vakalar dışında, hakkında bilgi toplanabilen vaka ve kontrol sayısı 444’er olarak gerçekleşti. Bulgular: Konya ilinde bir yıl içinde ölen, ailesine ve doğum öncesi kayıtlarına ulaşılabilen 444 bebeğin %57.0’si erkek, %43.0’ü kız olup, %64.4’ü erken neonatal, %7.9’u geç neonatal ve %27.7’si postneonatal ölüm idi. Ölen bebeklerin annelerinin %4.1’i 18 yaş ve altı, %14.6’sı 35 yaş ve üzeri idi. Bebek ölümlülüğünün düşük doğum ağırlığı, gebelikte ev ziyareti yapılmaması, 4 ve üzeri gebelik, akraba evliliği ve gebelik aralığının iki yıldan az olması ile ilişkisi belirlendi. Diğer demografik ve doğurganlık özellikleriyle bebek ölümü arasında ilişki saptanamadı. Sonuç: Gebelikte izlemlerin sayı ve niteliğinin geliştirilmesinin, akraba evliliğinin ve aşırı doğurganlığın azaltılmasının bebek ölümlerini azaltabileceği kanısına varıldı.Öğe Coğrafi bilgi sistemi yardımıyla kalp ve solunum yolu hastalarının mekansal dağılımının belirlenmesi: Konya örneği.(Selçuk Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, 2009) Durduran, S. Savaş; Durduran, YaseminBilgi teknolojilerindeki hızlı gelişme sonucunda Coğrafi Bilgi Sisteminin uygulama alanları hızla artarak sağlıkla ilgili çalışmalarda önemli bir rol oynamaktadır. Sağlık ve çevre üzerindeki CBS uygulamaları, ülkemizde de gündeme gelmiş ve son yıllarda özellikle sağlık uygulamalarına çevresel etkilerin ne kadar ilişkili olduğu ve mekanında buradaki rolü üzerinde durulmaktadır. Sağlık merkezlerinin sürekli artarak çoğalması ve tedavi amacıyla gelen insanların özellikle hava kirliliğinden dolayı ne kadar etkilediği ve sağlık açısından konulan hastalık tespitlerinin (tanı) hastalardaki gelme konumlarına göre hangi bölgelerden, mahallelerden veya ilçelerden geldiği önemli olacaktır. Konya kent merkezinde CBS teknolojileri ve mekansal veriler yardımıyla mahalle bazında 2005– 2006–2007–2008 yılları Konya Numune Hastane’sine ait verilerden yararlanarak karşılaşılan kalp ve göğüs (solunum yolu) hastalıklarına ilişkin risk haritalarının oluşturulması, konumsal olarak gerekli tespit ve analizlerin yapılmasıyla da konumsal olarak sebeplerin ortaya çıkarılması planlanmıştır. Bu çalışma Konya numune hastanesinden alınan verilerden yararlanılarak hastanın yaşadığı bölgeye, yaş grubuna, cinsiyetine, hastanın tanısına göre tematik haritalar oluşturulacak ve hava kirliliği haritası ile ilişkilendirerek yapılan analizlerle konumsal değerlendirmeler yapılacaktırÖğe Early surgical abortion: Safe and effective(INFORMA HEALTHCARE, 2013) Kara, Fatih; Dogan, Nasuh Utku; Bati, Serap; Demir, Senay; Durduran, Yasemin; Celik, CetinObjectives To evaluate patients' characteristics and complications of surgical abortion performed at an early gestation, compared to later gestations. Methods A total of 4310 women with unintended pregnancies attending the family planning unit of a government maternity hospital in Konya, Turkey, were included retrospectively. Abortions were carried out from 6 weeks' up to 10 weeks gestation. Results The gestational age in 62% of the cases was between 6 weeks and 6 weeks + 6 days. Only 8.5% of the 4310 women had used a modern contraceptive method, and 16% had had a surgical abortion for an unplanned pregnancy previously. These women were younger, had more siblings, and a shorter time had elapsed since their last pregnancy when compared to women who never had an abortion. There were four failures (0.09%). The rate of retained products of conception (RPCs) was 1.9% in women aborted between six and six(+6) weeks' gestation, and 6.2% (p < 0.001) in those aborted later. Women who had had a surgical abortion previously more often had RPCs than those who never had (16% vs. 1%, respectively, p < 0.001). Of the 151 women with RPCs, 65 (43%) had been using an intrauterine device prior to surgical abortion. Conclusion Early surgical abortion (at six-six(+6) weeks' gestation) generates few complications. Delaying surgical abortion until a somewhat later gestation causes complication rates (particularly RPCs) to increase.Öğe Engelli çocukların engellilikleri dışındaki sağlık sorunları ve sağlık hizmetinden yararlanma durumları: Kontrollü saha çalışması(Selçuk Üniversitesi Sağık Bilimleri Enstitüsü, 2009) Durduran, Yasemin; Bodur, SaidÇalısmanın amacı Konya il merkezinde yasayan zihinsel ve bedensel engelli çocukların sosyodemografik özelliklerinin belirlenmesi, engellilikleri dısında sağlık sorunlarının saptanması, sağlık hizmetlerinden yararlanma durumlarını etkileyen faktörlerin tespit edilmesi, engelli çocuğa sahip olan ailelerin beklentilerilerinin belirlenmesidir. Çalısmada, Türkiye Özürlüler Arastırması 2002'de 10?19 yastaki engelliler içinde süreğen hastalık dısı özürlülük oranının tüm özürlüler içindeki oranının % 42.3 olduğu dikkate alınarak bu oranın örneklemde % 10,0'luk sapma içinde temsilini % 95 güven düzeyinde ve % 90 güçle sağlayacak örneklem büyüklüğü formülle hesaplandı. Arastırmanın örneklemini Konya il merkezinde ikamet eden 0?18 yas zihinsel ve bedensel engelli 258 çocuk ile benzer sosyokültürel ve demografik özelliklere sahip 258 engelli olmayan çocuk olusturdu. Veri toplamada, çocuğun annesine veya birinci derecede bakımını üstlenen kisiye anket uygulandı. Kategorik verilerin gruplar arası karsılastırılmasında Ki-Kare testinden yararlanıldı. Çalısmaya alınan engelli çocukların % 40,7'si zihinsel engelli, % 31'i zihinsel ve bedensel engelli idi. Çoğunluğunun bir özrü vardı (% 58,9). Engelli çocuğu olan ailelerin sağlık hizmetlerinden yararlanmada tercih ettikleri ilk kurulus; % 53,5 hastane, % 40,7 sağlık ocağı, % 1,6 özel doktor veya poliklinik idi. Kontrol grubuna göre engelli çocukların engellilikleri dısındaki sağlık problemlerinde hastanede yatıs oranı 6 kat fazla idi. Yine engelli çocuk aileleri daha yüksek oranda (2.8 kat) sağlık hizmet alımında güçlük yasıyorlardı. Kontrol grubuna göre engelli çocukları için ailelerin muayene dısı sağlık giderleri 3 kat fazla idi. Kontrol grubuna (% 4,7) göre engelli çocuklarda kronik hastalık görülme yüzdesi (% 27,5) oldukça fazlaydı. Kontrol grubuna göre engelli çocukların son bir yıl içersinde engellilikleri dısında geçirdiği hastalıklar 2 kat fazla idi. Engelli çocuğu olan aileler bu çocuklarını engellilik dısında da kontrol grubuna göre daha fazla sağlık kuruluslarına götürüyordu. Engelli grubunda % 50,0'sinin, kontrol grubunda % 25,2'sinin sağlık hizmetlerinden ek beklentisi vardı. Engelli ailelerinin % 28,3'üne göre sağlık kurulusları fiziksel olarak uygun değildi. Sağlık ocağından hizmet alımında % 8,2'si problem yasamıstı. Ayrıca % 31,8'inin sağlık hizmet alımında bir takım sikâyetleri vardı. Engelli çocuk aileleri, sağlık personelinin engelliye yaklasımı konusunda % 21,3 oranında olumsuz görüs belirtti. Önlenebilir engelliliklerin önlenebilmesi ve engelli çocukların sağlık hizmetlerinden engellilikleri dısında da düzenli olarak faydalanabilmeleri amacıyla tüm sağlık personeli, sağlık kurum ve kurulusları entegre çalısarak, fiziki, isleyis ve hizmet açısından engelli ailelerine kolaylastırıcı olmalı, engelli çocuklar rutin izleme programlarına dahil edilmelidir.Öğe Kanserlerin toplumdaki dağılımının belirlenmesi ve insidansın tahmininde KETEM kayıtlarının katkısı: Konya örneği(2011) Bodur, Said; Eryılmaz, Mehmet Ali; Civcik, Seher; Durduran, YaseminAmaç: Bu çalışmada, KETEM’e başvuranların yakınlarında öykülenen kanser olgularının demografik görünümünün belirlenmesi ve insidansın tahmin edilmesinde KETEM kayıtlarının kullanılabilirliğinin araştırılması amaçlandı. Yöntem: Bu tanımlayıcı kayıt taraması çalışması, Konya KETEM’de tutulan 2007-2010 yıllarına ait kayıtlar üzerinde 2011 yılında gerçekleştirildi. KETEM’in elektronik ortamdaki verilerinden çalışma için gerekli olanları süzülerek ve kişisel bilgilerden arındırılarak, otomasyon birim yetkilisinin gözetiminde Excel dosyası formatında elde edildi. Bulgular: Konya KETEM’e 2007-2010 yıllarında başvuran toplam 21802 kişinin yaş ortalaması 4412 yıl olup, % 94’ü kadındı. Başvurular en çok Mart-Nisan aylarında yapılmış olup başvuru sayısı yıllar içinde azalmaktaydı. Meme, serviks, cilt, kolon ve prostat panellerinde olmak üzere 21802 kişide toplam 46548 tarama yapıldı. Taramaya katılanlardan 6556’sında (% 30) aile ve yakın akrabasında kanser öyküsü olduğu saptandı. En sık ifade edilen kanserler akciğer, meme ve kolon kanserleriydi. En sık kanser öyküsü verilen yakınlar, baba, anne ve kardeş idi. Yakınlarında kanser bildirimi sigara içme durumu, menopoz durumu, son gebelik yaşı ve toplam emzirme süresi ile ilişkili bulundu. KETEM kayıtlarından elde edilen kanser türlerinin dağılımı ulusal kanser kayıtlarındaki dağılımla ile uyumluydu. Sonuç: KETEM’e başvuranların üçte birinin ailesi veya yakın akrabası kanser öyküsüne sahiptir ve en sık bildirilen kanserler meme ve akciğer kanseridir. KETEM kayıtları toplumun kanser haritasının çıkarılmasına ve insidans hesaplarına katkı sağlayabilir.Öğe Konya il merkezinde sağlıkta dönüşüm öncesi ve sonrası gebe ve bebek izlemleri(2012) Durduran, Yasemin; Bodur, Said; Çakıl, Enver; Filiz, EmelAmaç: Bu çalışmada, gebe izlemlerinin gebelik haftasına ve bebek izlemlerinin bebeğin ayına uygun olarak yapılıp yapılmadığının sahada değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve yöntem: Bu tekrarlayan kesitsel araştırma, Konya il merkezinde yapıldı. 2006 yılında gebeler için örnek büyüklüğü, kentsel toplumda bilinen doğum öncesi bakım alma oranı dikkate alınarak hesaplandı (n175). Bebekler için de aynı örnek büyüklüğü temel alındı. Kümelerin alınacağı mahalleler, rasgele belirlendi. 2011 yılında da aynı örnek hacmi ve aynı süreç uygulandı. Veriler, gebe ve bebek anneleriyle yüz yüze görüşülerek toplandı. Bulgular: Araştırmaya alınan gebelerin gebelik haftası ortalaması 259 idi. 2006 yılında izlenmeyen gebe oranı % 23 iken 2011’de % 7 idi (P0.001). 2006 ve 2011 yıllarında ortanca gebe izlem sayısı sırasıyla 2 ve 3’tü (P0.001). Gebelerin, Sağlık Bakanlığının protokollerine göre, vaktinde ve uygun sayıda izlenme oranı 2006’da % 51, 2011’de % 79 idi (P0.001). Hekim ve ebe-hemşire izlemleri birlikte ele alındığında antenatal bakım alma oranı 5 yıl içinde % 91’den % 99’a yükselmişti (P0.01). Araştırmaya dâhil edilen bebeklerin yaş ortalaması 63 ay idi. Hiç izlenmeyen bebek oranı 2006’de % 6, 2011’de % 2’ydi (P0.01). Ortanca bebek izlem sayısı 2006’da 3 iken 2011’de 4’tü (P0.01). Protokolde belirtilen aralıklara uygun izlenme oranı % 33’den % 18’e düştüğü hesaplandı (P0.01). Sonuç: Kentsel toplumda gebe ve bebek izlem parametrelerinin çoğu artış gösterirken, bebeklerin vaktinde izlem oranında sağlıkta dönüşüm sonrasında gerileme olmuştur.Öğe Konya İlinde Yetişkinlerin Temel Sağlık Konularındaki Bilgi Düzeyi(Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, 2007) Bodur, Said; Genç, Aşır; Kara, Fatih; Kaya, H. Murat; Durduran, YaseminToplumda yapılacak sağlık eğitimi gerçek ihtiyaçlara dayanmalıdır. Bunun yolu toplumdan bilgi toplamaktır. Bu çalışma, Konya ilinde yetişkin toplumun temel sağlık konularındaki bilgi düzeyinin belirlenmesi amacıyla yapıldı. 2005 yılında yapılan kesitsel tipteki bu saha araştırmasının evreni, Konya ilinde yaşayan toplumdur. Örneklem, büyüklüğe orantılı küme örnekleme yöntemiyle seçildi. Toplumun heterojenitesi dikkate alınarak örnek hacmi büyük (n=1000) tutuldu. Veriler, araştırıcılar tarafından geliştirilen 41 soruluk bir anket aracılığıyla derlendi. Anketör olarak sağlık personelinden yararlanıldı. Bilgi düzeyi, hem bilme oranı hem de puana dönüştürülerek ortalama ve standart sapma şeklinde betimlendi. Katılımcıların % 67’si kadın, %77’si 25-64 yaş arasında, % 60'ı ilköğrenim mezunu, % 84’ü evli ve % 63'ü ev hanımı idi. Temel sağlık konularında doğru cevap alma oranı % 1,9 ile % 75,8 arasında değişmekteydi (ortalama % 38,4). Bilgi puanı ortalaması İse100 üzerinden 48.2±14.8 bulundu. Sağlık bilgi puanının kadınlarda ve evlilerde daha yüksek olduğu, öğrenim düzeyi yükseldikçe ve kırdan kente gidildikçe arttığı, buna karşılık yaş ilerledikçe azaldığı belirlendi. Toplumun temel sağlık konularında bilgi düzeyi orta derecededir ve bazı demografik özelliklerden etkilenmektedir. Sağlık bilgi düzeyi yönünden kadın-erkek, kır-kent, evli-bekâr farkı azaltılmalı, toplumun öğrenim düzeyi yükseltilmelidir.Öğe Konya’da engelli çocukların sağlık hizmetlerinden yararlanma ve beklenti durumu(2009) Bodur, Said; Durduran, YaseminAmaç: Bu çalışmada zihinsel ve bedensel engelli çocukların demografik özellikleri, sağlık hizmetlerinden yararlanma ve beklenti durumlarının belirlenmesi amaçlandı. Yöntem: Betimleyici tipteki bu saha araştırması 2009 yılında Konya’da yapıldı. Kamu hastaneleri, sağlık ocakları, Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ile diğer ilgili kuruluş ve derneklerden alınan bilgi desteği ile ulaşılabilen ve bilgilendirilmiş onamı alınan engelliler çalışmaya dâhil edildi. Veriler, engellilerin evlerinde veya randevu verdikleri yerlerde yüz yüze görüşmek suretiyle toplandı. Veri toplamada engelli çocuklara ait demografik özellikler, sağlık hizmetlerinden yararlanma ve beklenti durumunu sorgulayan anket formu kullanıldı. Bulgular: Çalışmaya alınan engelli çocukların 177’si (% 68.6) erkek, 81’i (% 31.4) kız idi. Engelli çocuk ailelerinin % 16.7’sinin sağlık güvencesi yoktu ve anne-babalarının % 32.9’u akraba evliliği yapmıştı. Engelli çocukların % 36.0’sı ilk çocuktu. Sağlık hizmetlerinden yararlanmada tercih ettikleri ilk kuruluş % 53.5 ile hastane idi. En sık hizmet aldıkları sağlık kuruluşlarının % 28.3’ünün fiziksel olarak uygun bulmadıkları belirtildi. Sağlık hizmetlerinden şikâyetçi olma oranı % 31.8 idi. Katılımcıların % 21,3’ü sağlık personelinin kendilerine yaklaşımını olumsuz bulmaktaydı. Engelli çocuğu olan ailelerin % 50.0’sinin sağlık hizmetlerinden ek beklentileri vardı. Sonuç: Sağlık kuruluşlarının fizik ve sosyal ortamlarının engelliler için uygunluğunun artırılması, engellilerin birinci basamak sağlık kuruluşlarından yararlanma düzeyinin artırılması ve engelli-sağlık personeli iletişiminin empatik yönünün geliştirilmesinin engellilerin beklentilerini karşılamada yararlı olacağı kanısına varıldı.Öğe Sağlık personeli ve toplumun tıbbi hatalar ile ilgili görüşlerinin karşılaştırılması(2011) Bodur, Said; Filiz, Emel; Durduran, YaseminAmaç: Çalışmanın amacı, sağlık personelinin ve toplumun tıbbi hatalar konusundaki görüşlerini değerlendirmek ve karşılaştırmaktır. Yöntem: Araştırmanın örneklemini, sağlık çalışanı anketi için, Konya il merkezindeki tüm kamu hastaneleri ve rasgele seçilen 12 sağlık ocağının personeli oluşturdu. Toplum örneklemi için de üç merkez ilçeden dörderden toplam 12 mahalle rastgele seçildi ve küme örnekleme yöntemiyle adreslerinde ulaşıldı. Çalışmaya 156 hekim, 333 hemşire ile toplumdan 240 kişi alındı. Veri toplamada araştırıcılar tarafından geliştirilen Hasta Güvenliği Anketinin sağlık çalışanı ve toplum formları kullanıldı. Bulgular: Sağlık Personelinin % 23’ü ve toplumdaki bireylerin % 22’sinin kendisi veya ailesinden birinin tıbbi hataya maruz kaldığı belirlendi. Tıbbi hataya maruz kalanların sağlık çalışanlarında % 27, toplum % 36’sı ciddi zarar gördüğünü ifade etti. Sağlık çalışanları ve toplumun yarısı tıbbi hatadan dolayı hem hatayı yapan kişiyi hem de kurumu sorumlu tutmaktaydı. Daha güvenli bakım almada hastaların da sorumluluğu olduğu görüşü, sağlık çalışanlarında daha yüksek bulundu. Tıbbi hata sebeplerinin çoğunda hemfikir olmalarına karşılık sağlık çalışanları “uzun çalışma saatleri”ni toplum ise “hekimlerin hastalara yeterince vakit ayırmaması”nı öne çıkarmaktaydı. Sonuç: Sağlık çalışanları ve toplumun önemli bir kısmı önlenebilir tıbbi hatalar sebebiyle zarar görmektedir. Tıbbi hataların sebepleri konusunda toplumun görüşlerinden de yararlanılabilir.Öğe Traditional practices of Konya women during pregnancy, birth, the postpartum period, and newborn care(TUBITAK SCIENTIFIC & TECHNICAL RESEARCH COUNCIL TURKEY, 2016) Okka, Berrin; Durduran, Yasemin; Kodaz, Neslihan DegerliBackground/aim: The purpose of the present study was to identify traditional practices and the extent to which they are practiced by mothers during pregnancy, birth, the postpartum period, and newborn care. Materials and methods: This study was conducted in the city center of Konya (Turkey). Data were collected through questionnaires completed by volunteers. The research sample comprised 450 mothers, all of whom had given birth to at least one live baby. The forms were completed during face-to-face interviews. Results: Some traditional pregnancy practices were followed by 70.7% of the participants. Of the women who performed these practices, 57.4% consciously chose foods they craved, tried not to take nutrients believed to be unsuitable in pregnancy, and took nutrients believed to influence the sex of the baby; 85.6% reported breastfeeding their babies in the first 4 h after birth and 9.7% waited for the first call to prayer (azan) to start breastfeeding. Additionally, 72.2% of the mothers reported performing kirklama (making the forties), a ceremony performed to celebrate the 40th day after a baby's birth. Conclusion: Most of the women who participated in the study still followed some traditional practices and rituals during pregnancy and the postpartum period. Therefore, health care professionals should provide health education that accounts for the women's cultural and social environment.Öğe Traditional practices of Konya women during pregnancy, birth, the postpartumperiod, and newborn care(2016) Okka, Berrin; Durduran, Yasemin; Kodaz, Neslihan DeğerliBackground/aim: The purpose of the present study was to identify traditional practices and the extent to which they are practiced by mothers during pregnancy, birth, the postpartum period, and newborn care. Materials and methods: This study was conducted in the city center of Konya (Turkey). Data were collected through questionnaires completed by volunteers. The research sample comprised 450 mothers, all of whom had given birth to at least one live baby. The forms were completed during face-to-face interviews. Results: Some traditional pregnancy practices were followed by 70.7% of the participants. Of the women who performed these practices, 57.4% consciously chose foods they craved, tried not to take nutrients believed to be unsuitable in pregnancy, and took nutrients believed to influence the sex of the baby; 85.6% reported breastfeeding their babies in the first 4 h after birth and 9.7% waited for the first call to prayer (azan) to start breastfeeding. Additionally, 72.2% of the mothers reported performing kırklama (making the forties), a ceremony performed to celebrate the 40th day after a babys birth. Conclusion: Most of the women who participated in the study still followed some traditional practices and rituals during pregnancy and the postpartum period. Therefore, health care professionals should provide health education that accounts for the womens cultural and social environment.Öğe Yaşlılıkta Yaşam Kalitesi Değerlendirilmesi: Kamu Hastanesine Başvuranlar Örneği(Selçuk Üniversitesi, 2018 Eylül) Durduran, Yasemin; Okka, Berrin; Şafak, Şadiye; Karaoğlu, Nazan; Uyar, MehmetAmaç: Günümüzde yaşlılık dönemi sadece kronolojik yaş olarak kabul edilmekle kalmayıp, aynı zamanda yaşlılık çağında sağlıklı yaşlanmanın ve yaşam kalitesinin önemi vurgulanmaktadır. Çalışmada, bir kamu hastanesine başvuran 65 yaş ve üzeri kişilerin sağlıkla ilgili yaşam kalitesi durumu ve yaşam kalitesini etkileyebilecek faktörlerin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışma, Konya’da bir kamu hastanesine başvuran ve çalışmaya katılmayı kabul eden 65 yaş ve üstü bireylerle yapıldı. Veri toplanmasında, sosyodemografik özellikleri ve hekim tanılı kronik hastalıklarının varlığını sorgulayan bir anket ile Yaşam Kalitesi Kısa Form-36 ölçeği kullanıldı. Veriler, uygun istatistiksel testlerle analiz edildi. Bulgular: Katılımcıların % 78,3’ü 65-74 yaş grubunda olup; % 54,0’ının kronik hastalığı, %7,2’sinin engeli vardı. Yaşlılıkla ilgili mutsuz eden bir olay varlığını belirten % 27,0 katılımcı olurken; katılımcıların % 42,2’sinin uyku problemi vardı. Çalışma grubunun sosyal fonksiyonellik alt boyut puan ortalaması 48,52 ± 20,48, mental-ruh sağlığı 47,15 ± 15,33, genel sağlık alanındaki ortalama puanı 46,56 ± 18,06 idi. Ağrı skoru, yaşlılık ile ilgili üzüntü yaşayanlarda (p=0,04) ve uyku problemleri olanlarda (p = 0,001) diğerlerinden yüksekti. Sonuç: Yaşam kalitesi alt boyutlarına ait puan ortalamaları düşüktür. Yaşlılıkla ilgili, yaşlıları mutsuz edici davranışlar vardır. Yaşlılarda kronik hastalıklar, uyku sorunları ve psikososyal sorunlar birlikte düşünüldüğünde, yaşlı bireylerde izleme ve koruyucu hizmetlere yönelik çalışmaların önemine bir kez daha dikkat çekilmesi gerektiği düşüncesindeyiz.